Ana içeriğe atla

Beni Böyle Ciddiye Almayın Be !

''Enteresan insanlar var '' bu lafı benden çok fazla duymuşsunuzdur ama elimde değil yaşanan her şey bana bu sözü tekrar tekrar söyletiyor işte . Oturup şöyle ballandıra ballandıra dedikodu yapmışlığım yoktur (gerçi ballandırmadan da yaptığım dedikodu yoktur) ama birileri yanımda birilerini çekiştirip durmuştur.Ben elimden geldiğince konuyu değiştirmeye çalışsam da bazen kendimi hiç alakasız konuların içinde bulabiliyorum da ! İç sesim sürekli ''Bunlar ne saçmalıyor ''dese de boş boş bakıp dinlediğim de oluyor bazı dedikoduları işte.Ama şükür başrol oynamışlığım olmadı bu gibi durumlarda..

Neyse saçma sapan şeyler yapan sıradan biriyim ben de ama kaba olmamışımdır sözlerimde ya da elimden geldiğince davranışlarımda.Benim gibi düşünmeyen insanlara karşı da burda yazdığım kadar rahat olmamışımdır mesela; onlara da saygıyla yaklaşmayı biliyorum.Konu bu değil,bu günkü konu dedikodu.Ben artık hakkımdaki dedikodulara da alışmış biriyim malumunuz, gamsız biriyim onun için pek tınlamıyorum hakkımda konuşulanlara ama !...

Aması şu ; beni beğenmeyenler arkamdan atıp tutabilirler, eksiklerim konusunda da ahkam kesebilirler,tembelliğim konusunda da atıp tutabilirler, dış görünüşüm iç görünüşüm hakkında da bilmeden konuşabilirler -ki  alıştım ve izinde verdim de- ama; Allah aşkına keşke demediğim şeyleri uydurmasalar ya da dediklerimin yanına başka şeylerde katıp konuşmasalar ! Bu neyin aklıdır işte kavrayamıyorum; sizin samimiyetle yaklaştığınız insan bir gün bir de bakıyorsunuz gidip sizi başkalarına kötülüyor ve hatta ''Elif senin hakkında şöyle şöyle dedi'' diye uydurmasyon şeyler söyleyip Oskar'a aday oyunculuk sergileyebiliyor ! Sonrada ben fazla kimseyle görüşmediğimde kendini beğenmişlikle suçlanıyorum ! Gel de şimdi çok kişiyle samimi ol !!!! Görüştüğüm insanların sayısı o kadar azaldı ki inanın artık bir elin parmakları kadar daraldı, bu halde bile insanların (ki arkadaşım dostum olmayan kişilerin) beni ciddiye alıp kendi fesat dünyalarında önemseyip oyunlarına konuk oyuncu yapmaları anlayamıyorum ve artık kızamıyorum bile, gülüp geçiyorum böylelerine...Gerçi gelmiş burada yazdığıma göre biraz da kızıyor olabilirim ;) Ama benim gibi kimseyle işi olmayan gamsız birine neden böyle entrikalarda rol ayırıyorlar ki, bu kadar mı oyuncu kıtlığı yaşıyorlar ;)

Acaba herkese aynı değeri vererek iletişime başlamak hata mı ? İnsanları ilk adımda kendim gibi bilmek değil de temiz samimi bilmek gibi bir salak yanım var ve ben o yanımı eğitmeliyim ...İnsanlar sizin aylar önce kullandığınız cümleleri hafızalarına kazıyıp bir sonbahar günü işine geldiği gibi kullanıp başkalarına karşı kullanabilecek kadar Dallas oyuncusu olmuş ben sanırım bu ince ayrıntıyı kavrayamıyorum...Ama neyse ben öğrenmeye meraklı biriyimdir bunları da öğrenecem ve daha da soğuk durmayı öğrenecem ! İyi niyetimi öldüremeyeceğim ve böyle insanların güven duygumu yok etmesine izin vermeyeceğim...Öğreneceğim ama insanları anında tanımayı öğreneceğim,  insani özelliklerimi yok etmeyi değil !

Ben bayaa bayaa kızmışım ya hu , benim gibi birini bile kızdırıyorlar ya insanlara hayret ediyorum ;)

Neyse geçecek bu da , her tecrübe bir adımdır akıllanma adına ,di mi ?

Yorumlar

kahve telvesi dedi ki…
Söylediklerinde yerden göğe kadar haklısın Pabuç... İnsanlar birilerini çekemedikçe çamur atmakta buluyorlar ne yazık ki çözümü.. Ama insanları tanımak gibi bir şey mümkün değil, her an farklı bir yönlerini keşfediyorsun, ne zaman ne yapacaklarını bir türlü kestiremiyorsun. Kötülüğün sınırı ve ölçüsü yok ne yazık ki.. Mesafeli durmak en iyisi ve mutlaka yanılma payı bırakmak...
Pabuc dedi ki…
Acıma acınacak olursun diye korkunç bir söz var ona inanmaktan korkuyorum ;o derece bıkmışım insanların içlerinde biriktirdikleri riyalardan....

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…