Ana içeriğe atla

Ne Çektin be İSTANBUL !

İşte bunlara bayıldım ! O kalabalıkta bunları görmemi sağlayan Rabbime şükür...
Çok da olumsuz şeyler yazmak istemiyorum aslında.İstanbul'da bir gün dışarıya çıkma fırsatım oldu onda da nerede olumsuz şeyler varsa onları gördüm nedense...İstanbul kalabalık bir şehir biliyorum ama Bayramlarda hiç dışarı çıkmamışım ki bu bir günlük gezi ben de şok etkisi yaptı resmen!..''İstanbul'da acaba boş yer kalmış mıdır?''  sorusunu bile sordum kendi kendime..

İnsanlar gerçekten çok enteresan (ben olumsuz cümle kurmayacaktım di mi !) yayalar için kırmızı ışık yanıyor 25 kişi beklemeye başlıyorsunuz karşıya geçmek için ama bir de bakıyorsunuz ki sizinle birlikte anca 5 kişi kalmış diğer 20 kişi sanki yeşil yanMIŞ gibi kuzu kuzu geçmişler karşıya.Acaba diyorsunuz acaba ben mi renk körüyüm ? A yok diğer bir kaç yaya geçidinde benzer görüntülerle karşılaşınca ''he tamam İstanbul'da kırmızıda geçiliyor demek ki !'' deyip devam ediyorsunuz yolunuza (keşke fotograflarını çekseydim de görseydiniz traji komik durumu )


Bir şey yemişsiniz (farz edin dondurma) kağıdı elinizde kalıyor ve siz çöp kutusu görene kadar onu elinizde taşıyorsunuz ama karşınızda biri elindeki çöpü gaaayet rahat yere atabiliyor.Üstelik işlek bir caddedesiniz (gerçi caddesi, ara sokağı hiç fark etmez ,aklı başında insan çöpünü yere sanki çöplük orasıymış gibi atmaz)o kadar da rahat ki; sanki adam yere çekirdek kabuğu atıyor da rüzgar alıp götürecek! Şimdi ''Biz ne pis bir milletiz'' diyeceğim, nerede milliyetçi kardeşim varsa ''la sen nasıl bize pis dersin'' diye kızacak.Ama haksız mıyım Allah aşkına! Ya turistik bir yerdesiniz üstelik, abi o kağıdı ye de atma yere ! Hiç mi vicdanın yok bak 15 adım ileride çöp kutusu var oraya atsana ,gözünü açıp bir etrafına baksana ! (Sakin ol Elif)


Mesela ,parklarda gezinmeyi de bilmiyoruz sanki ! Parklar yürüyüş yapabilelim,temiz hava alabilelim diye var olan nezih mekanlardır.Belli aralıklarla banklar vardır insanlar yorulduklarında oturup dinlenebilsinler diye (oturduğun zaman oraya yapış ve canın gibi o banka sarıl ve sakın kalkma diye değil di mi! ) Sonra, banklarda yer yoksa çimenlere yayıl diye de yoktur parklar belki ! Hani çimenlere basmayın yazıları vardır (bana hep çok komik gelmiştir ama maaaaalesef ülkemiz insanı için yazılması gerekli bir cümledir ) bence ona artık bir de 'Boş gördüğünüz her çimene yayılmayın''yazısı da eklenmeli !


Bir de şu dikkatimi çekti.küçük sular NORMALde 50kuruştur bilirsiniz.Ama İstanbul'da yürüdükçe (ilerledikçe ,tarihi yerlere yaklaştıkça diyelim) fiyatları değişiyor.50 kuruşla başlayıp 1.5 liraya kadar çıkabiliyorsunuz fiyatlarda.100 adımda bir artan su fiyatımı olur ya hu ! El-insaf, su 50 kuruşsa 100 adım yürüdü diye niye 1.5 lira vermek zorunda kalıyor turistler ! Adam sizi mi takip edecek yoksa tarihi yerleri mi gezecek ..Onlarda para çok di mi ,onlar için üçün beşin lafı olmaz ! İyi de senin yaptığın terbiyesizliğin, uyanıklığın sonu nerelere ulaşır hiç düşündün mü? Tabi ki düşünemezsin sen 1 lirayla zengin olacaksın ya oraya  odaklanmışsın, başka bir şey düşünemezsin! Gerçi bu durum her türlü eşyada sahtekarlığın öncülüğünü çeken herkes için geçerli.1 lira bile etmeyecek şeylerin üzerine 5 lira yazıyorsunuz ya bilemiyorum sizin gibilere ne deniyor ! Karşındaki turist ya onlar uzaydan geldi ya onları kazıklamak serbest di mi ! Bana 20 lira dediğin mala turist gelince 40 lira diyebiliyorsun bir de utanmadan ;sanki kul hakkı ırk,din,dil  ayırıyor !Yazık çok yazık...Yine sinirlendim iyi mi.. 


Önünden bir bayan geçerken öküzle tren iletişimini hatırlayan beyler konusuna hiiiç girmiyorum ne gerek var şimdi sürekli olumuz şeyler yazıp can sıkmanın değil mi ? Karikatür gibi milletiz vesselam..Her şeyi bildiğini sanıp bir çöpü kutuya atamayan, çıktığı tuvaleti temiz bırakamayan bir milletiz, çok enteresan çok !





Burayı gördüğümde cidden şok oldum.Gerçi oradan nasıl geçtiğimi hala bilemiyorum o şok haliyle bi girdim bir de çıktım şükür :) O nasıl korkunç kalabalık, o nasıl sıcaaak, o nasıl bir kokuuuuu Allahımmmmmmmm!


Beyazıt meydanından yürüyerek buraya geldik (eminönü) bu manzarayı görünce kahkaha attığım resmen.Ya hadi ben köyden geldim! de İstanbul'u gezecek başka günüm yoktu siz sevgili İstanbullular, bu sıcakta derdiniz neydi de akın akın dışarıdaydınız.Hiç mi görmemiştiniz İstanbul'u kaaaardeşim !


Bunlar çok şeker yaa,gelmişler karınlarını doyuruyorlar ,bolluğa bak be ! Yemek cennetine düşmüş kumrular :)



Abartmayayım o kadar, bakın boş yerlerde var İstanbul'da :) Aslında burada neden kimse oturmamış ki bakın şimdi aklıma takıldı ;)

Yorumlar

kahve telvesi dedi ki…
Gerçekten traji komik haller bunlar. Bir devletin ne kadar gelişmiş olduğunu görmek ve anlamak isteyen , halkın davranış tarzına baksa anlar. İnsanın kendisine, başkalarına ve çevreye duyduğu saygı en büyük gösterge ...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…