21 Ağustos 2013 Çarşamba

Kalın Sağlıcakla!...


Ne insanlığa(!) ne de insanlara güvenim kalmadı.Burada rahatlamak için yazıyordum şimdilerde ise; haksızlıkları, yalanı, riayı, ikiyüzlülükleri ,vicdansızlıkları gördükçe üzülüyorum ve moral bozukluğu ruhumu ele geçirmiş şekilde yazıp duruyorum bu şekilde daha fazla yazmaya gerek yok diyerek mola veriyorum blog yazılarıma....Yazdıkça moralim bozuluyorsa buradan uzaklaşma vaktim gelmiştir...İnsanlara güvenim bir ihtimal -bir ışık damlası kadar bile- geri geldiği zaman uğrarım buralara...Benden tavsiye bu ortamdakilere de çok fazla inanıp güvenmeyin..Hayal kırıklığı yaşamaya hazırlıklı olmalıyız aslında.Sonuçta insanlar da insanlığın kendisi de çoğu zaman menfaati peşinde kullanır hayatın içinde ne var ne yoksa ! Hadi sağlıcakla kalın!...Görüşürüz ,güven duygusu yüreğimize geri dönmüş olarak inşaallah...





Share:

4 yorum:

Kalemzade Kamil dedi ki...

Güvensizlik bence insanın çoğunlukla kendi kalbinden kaynaklanır.
Hangi insana güvenim kırılmışsa ona daha önce niçin güvendiğime bakarım.
Daha önce niçin, hangi konuda güvendiğim hususunda halen bir sorun yoksa bugün niçin güvenimi kaybettiğimi düşünürüm.
Bugünkü güven kaybının o günkü güvenimle hiçbir alakası olmadığını anlarım böylece.
Arabanıza hızlı ve emniyetli gittiği için güvenirsiniz.
Benzini bitti diye güveniniz bitmez.
Sağ elinize sizin birçok işinize yaradığı için güvenirsiniz.
Tırnağınız kanadığında elinizi kesip atmazsınız.
Televizyonunuzun en ufak arızasında çöpe atıp gidip yenisini almazsınız.
Öyle yaparsak israf etmiş oluruz. Dostlarımızı elektronik cihazlar gibi israf etmeyelim.
İnsanlara her konuda güvenmenin manasızlığını çok yaşayanlardanım.
Elbette birçok hayal kırıklıkları yaşadım ben de.
Hatta kendime göre gerekçelerle "bay bay" deyip terk ettiklerim oldu.
Ve sonunda öğrendim ki sadece Allah'a her konuda güvenmem gerek.
İnsanlar hiçbir konuda ne mükemmel olabilir ne de bizimle aynı şeyleri ayna gibi hissedip düşünebilir.
Fikir ve yaşamsal ayrılıklarımız insan olmamızın doğasındadır.
Bence hiç kendinizi üzmeyin. Sizin üzülmüş olmanız size değer verip sizi seven, size saygı duyanları da üzer.
Başkalarının bizim hakkımızda ne düşünüp düşünmediği de çok önemli değildir.
Bu böyle hissedildiği sürece insanlar birbiri ile diyalog kuramamaya ve içinden geçeni söyleyememeye başlarlar.
Bu da riyaya yol açar. Daha kötü bir sondur bu.
Kimilerinde çözüm diye gıybete de yol açar.
Allah'ın bizim hakkımızda ne kadar razı olduğudur önemli olan.
Başkalarına olması gereğinin dışında fazla fazla puan verirsek, onları sevdiğimizden ötürü her gücendiğimizde onların başka konularda puanlarını kırmaya başlarız.
Böylece kendimizle beraber gereksiz yere hep beraber üzülürüz.
Manidardır ki tanımadığımız sevmediğimiz bir insana ne yaparsa yapsın hiç darılmayız bile.
Görebildiğim kadarıyla çok sevilen bir insansınız.
Ama bence sevildiğinizin farkına yeterince varmıyor, her sözü aleyhinizde değerlendiriyorsunuz.
Tabi bu benim uzaktan görüşüm. Sizi en iyi siz bilirsiniz.
Elbette art niyetliler olabilir ama insanlar her ifadelerinde sizi üzmek için hareket etmiyor.
Sizi sevdikleri ve saydıkları için her görüşünüze uygun şeyleri söylemek zorunda da değiller.
Böyle düşündüğünüzü hissetmeleri onları sizden peyderpey uzaklaştırabilir de.
Hayatımızda bazı değişiklikler yapabiliriz, birtakım tedbirler alabiliriz. Ben de alıyorum. Her birimiz de alıyoruz.
Bu tasarrufumuzdur ama farklı bir şey söylediklerinde ya da farklı bir davranışta bulunduklarında elimizi kesip atar gibi bizi seven insanları da kesip atmamalıyız.
Arabanın benzinin bitmesi mutlaka depo delindiği için değil bizim ihmalimiz de olabilir.
Bilmiş bilmiş konuştum, biraz felsefe yaptım :) Biliyorum ama umarım içiniz rahatlamıştır.
Blog arkadaşlarınız olarak üzülmenizi istemeyiz...
Kendi adıma bu böyle, iyi ki varsınız. İyi kalmanızı isteriz.
Pabucunuzu kendiniz dama atmayın bence. :)
Selamlarımla ve iyi dileklerimle kardeşim...

cem dedi ki...

bazen mola vermek iyidir; buralar insanın akıl ve ruh sağlığını bozabiliyor. görüşmek üzere.

Erkan Şen dedi ki...

Neydi? Nasıldı?

"İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi tam manasıyla sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız."

Bir de...

"Anlamak ya da anlamamak işte bütün mesele bu!"

Pabuc dedi ki...

Mail atarak yorum bırakan dostlara teşekkür ederek başlamak istiyorum cevaplarıma.Var olunuz ;yazılarımı takip etmeniz ve okumanız benim için onurdur...mailleriniz benim için çok değerli bilin lütfen...

Ve,

@Kalemzade Kamil,
Güvensizlik tabi ki insanı kalbiyle alakalıdır aklımıza kalsa siler geçeriz zaten o an insanları ;)
Uzun bir yorum yazmışsınız her cümlenize cevap yazamayabilirim, elimden geldiğince cevap vermeye çalışayım.
İnsanlar birilerini güvenir ve bir süre sonra o kişilerden bazı sebeplerden dolayı da uzaklaşma kararı alırlar..Güvenin kişiyle alakası olduğu gibi karşı tarafla da alakası vardır şüphesiz.Yüreğinizde ve kafanızda o kişileri nasıl bir yere yerleştirdiyseniz bir şeyler olur ve istemeden de olsa yerleri değişir o kişilerin...Bu onları silmeniz anlamına gelmez sadece yürek ve kafanızda mekan değişikliği yaptırdığınız anlamına gelir hem böylesi sizin için daha güzel olur rahat olur sonrası için üzücü de olmaz...

Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü tabi ki önemli değil (ki bunu en iyi uygulayanlardan biriyimdir) ama değer verdiğimiz kişilerin düşünceleri ve davranışları bizim için çok önemlidir.E zaten tüm üzüntülerde değer verdiğimiz için yaşanmıyor mu ! Başkalarına olması gereğinden fazla değer vermek demişsiniz ben bunu fazla yapıyorum ama yapmamayı da öğreniyorum!
Şahsıma ait sözleri (fazla iltifat ya da eleştirileri) -çok çok değer verdiğim kişiler değilse yapan kişi- pek ciddiye almam ..Benim daha çok; çok önem verdiğim şeyler var (kendimden de çok) o konularda yapılan yanlışlar söylenen samimiyetsiz sözler sanırım beni daha çok üzüyor..Onları okumak, görmek ve duymak yüreğime daha çok zarar veriyor; umursamazlıklar ya da ön yargılı bakışlar ya da sadece mantık yürütülerek yapılan yorumlar,kendi doğrularına sabit kalınmışlıklarla görünemeyen doğrular,ben bilirim tarzı hatalar ...gibi bir yığın düşündüren ve yoran şeyler...

Neyse hayat işte öyle ya da böyle ,acıyla mutlulukla ,adaletle -adaletsizlikle,samimiyetle-samimiyetsizlikle, menfaatle,riyayla,saf bakışla ya da kötü bakışla geçip gidiyor ..Rabbim hepimizi doğru da sabit kılsın, doğruları da menfaatlerimize alet ettirmesin..Bizler Kur'an ışığında yaşamaya çalışan müslümanlarız ;insanlığın vicdanıyız..vicdanı olmalıyız..
Yorumunuz için teşekkür ederim sizler de iyi ki varsınız ve sizler de her daim iyi kalınız...Pabucun dama atılmasının pek önemi yok kan donduran olayların yaşandığı dünyada...Saygılar bizden de size...


@cem,
Kesinliklee haklısın.Bazen kişiler bazen olaylar bazen de yorulan yüreğimiz bizi yazmaktan uzaklaştırıyor maalesef ;)

@Erkan Şen,
Beni en çok korkutan ayetlerden biri de ''Ey iman edenler iman edin!'' Bilmeden yanlış yapmaktan,yanlış düşünmekten ,yanlışın yanında yer almaktan Allah'a sığınırım.Çünkü ben düşünürken nefsimle be kıt aklımla düşünüyorum görüyorum ve konuşuyorum yanılma payım sınırsız..Onun için korku dua ve ümit üçlüsünde gidip geliyorum...doğruyu doğru olarak anlamayı nasip etsin Rabbim hepimize..

Ve şimdiye kadar beni doğru ve güzel insanlarla karşılaştıran Rabbim bundan sonra da hep doğru kişilerle karşılaştırsın diye de dua eklemek istiyorum..