22 Temmuz 2013 Pazartesi

İstanbul mu ?




Aşığı çok şehir!

Güneşin aydınlık yüzünü de karanlık tarafını da içinde barındıran,
Aç ile tokun bir birinden kopuk yaşadığı yer...
Çöpte yiyecek giyecek arayarak ömür geçirenle ,çöplerini hiç görmeyenlerin olduğu
Birilerinin harıl harıl çalıştığı saatlerde,eğlence yerlerinde olabildiğince eğlenenlerin yaşadığı,
Kimsenin kimseden haberi olmadığı o gizemli yer...
Karanlık çökünce oluşan ışıklardan gözleri kamaşıp yıldızları göremeyenlerin
hayallerini hayatın hızına emanet edip,
yorulduğu zaman duran ve ''zaman ne kadar çabuk geçmiş''in hesabını yapanların şehri..
Başkalarının duyarsızlığından şikayet ederken -hengame içinde- kendi de hızla duyarsızlaşmaya başlayanların,
insanın tek amacının kazanmak için yarışmak olduğu ve bu uğurda öne çıkanların ezip geçilebileceği beynine işlenip, hayattan çalınmak istenen insanların mekanı...
Dalgaların sesi ve martıların şarkıları eşliğinde sevdiğine şiir yazanlarla
sağa sola taş fırlatan önüne ne gelirse saldıranların beraber yaşadığı
mazisi güzelliklerle dolu hiç bir kötülüğün kendisinden güzelliğini/özelliğini alamayacağı
o sert görünüşlü sempatik şehir...
Gece yarıları kederleriyle kimsesizliğiyle çaresizliğiyle inleyenlerle
kimseye görünmeden birilerine yardım edenlerin ve bunu sadece insan olduğu için yapabilenlerin olduğu
iyi ile kötünün en görünür halini içinde barındıran asıl yüzleri er ya da geç görünür kılan şehir..
Yedi tepesinde yedi milyon karakter barındıran
Ezilenle ezenin gece karanlığında gizlendiği
ve güneşin ışığında saklanabildiği
ağlayanlarla ağlayan şehir...
Tebessümü ve göz yaşını aynı oranda taşıyan,
şikayetle memnuniyetin kardeş kardeş(!) yaşadığı
bazen komik bazen trajikomik
bir güzel şehir..
Hayatın telaşesinden kaçıp kendinizi bulacağınız size özel mekanların var olduğu,
onunla aranızdaki bağı en güzel şiirle anlatabildiğiniz
duygusallık yükleyen duygusal şehir...
Geldiğinizde Boğazın güzelliğiyle ''Hoş geldin''deyip,
giderken ''Güle Güle'' demek için  paranızı alan 
sahiplenilmiş şehir ;)
Bazen sevdiğinize gittiğiniz, bazen de sevdiğinizden gittiğiniz
Hayatı her şeyiyle yaşayabileceğiniz
küçük bir dünya, 
İSTANBUL...






11 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Ne hoş anlatmışsın :) İstanbul , yüzüne bakanı kendine aşık eden şehir..

cem dedi ki...

"kimsenin kimseden haberi olmayan şehir"

en şahanesi bu sanırım. ha bir de boğaz...

Pabuc dedi ki...

/kahve telvesi,
Teşekkürler gerçi haddim değildi yazmak zira 1o günden fazla kalmıyorum gittiğimde İstanbula..Onun için oranın halkı çok daha güzel ifade ediyorlar bizde(uzaktakiler)onlardan seviyoruz İstanbulu :)

/cem,
bir birinden habersizlik özgürlük için iyi de seviye farkında kötü gibi gibi...Boğaza asla laf söylenemez ,muhteşem....

Kumbaramdaki Kelimeler dedi ki...

İstanbul'u özledim. hasret kabartan bir yazı olmuş vesselam;)

Pabuc dedi ki...

Umarım en yakın zamanda hasret giderebilirsiniz (hayırlısıyla tabi) :)

Aliyah Muhammed dedi ki...

Aşkımı anlatmışsın. :))
Kalemine sağlık...

Pabuc dedi ki...

/Aliyah Muhammed,
Anlatmadım da anlatmaya çalıştım kendimce :) yoksa ne haddimize maşuklara aşklarını anlatmak :)

Oyuncakçı Adam dedi ki...

İstanbul , benim için dünyanın merkezi, hayatın başlangıcı :)

Pabuc dedi ki...

Dünyanın merkezi hım iyiymiş bu :) Ve İstanbul doğumlu oluşunuzun farklı dile getirilişi ,güzelmiş :)

Gökhan Tunç dedi ki...

Ellerimi öyle bir tutuşu vardı ki bir daha bırakamadım. Bir garip şehir İstanbul , sen mi onda yaşıyorsun o mu sende yaşıyor belli değil.
Her gün gitmenin ve kalmanın kararsızlığında hayata devam ettiğin tek yerdir ve her gün adına yeni şiirler yazılan ...

Pabuc dedi ki...

/Gökhan Tunç,

Tıpkı hayatın kendisi gibi değil mi...

Ya Rabbim Şükür, 28 Kasım !

Nasıl başlasam da kendimi ifade edebilsem diye geçirdim içimden ...Sonra hatırladım ben sadece içimdeki sese göre davranan biriyim niye ne...