Ana içeriğe atla

İstanbul mu ?




Aşığı çok şehir!

Güneşin aydınlık yüzünü de karanlık tarafını da içinde barındıran,
Aç ile tokun bir birinden kopuk yaşadığı yer...
Çöpte yiyecek giyecek arayarak ömür geçirenle ,çöplerini hiç görmeyenlerin olduğu
Birilerinin harıl harıl çalıştığı saatlerde,eğlence yerlerinde olabildiğince eğlenenlerin yaşadığı,
Kimsenin kimseden haberi olmadığı o gizemli yer...
Karanlık çökünce oluşan ışıklardan gözleri kamaşıp yıldızları göremeyenlerin
hayallerini hayatın hızına emanet edip,
yorulduğu zaman duran ve ''zaman ne kadar çabuk geçmiş''in hesabını yapanların şehri..
Başkalarının duyarsızlığından şikayet ederken -hengame içinde- kendi de hızla duyarsızlaşmaya başlayanların,
insanın tek amacının kazanmak için yarışmak olduğu ve bu uğurda öne çıkanların ezip geçilebileceği beynine işlenip, hayattan çalınmak istenen insanların mekanı...
Dalgaların sesi ve martıların şarkıları eşliğinde sevdiğine şiir yazanlarla
sağa sola taş fırlatan önüne ne gelirse saldıranların beraber yaşadığı
mazisi güzelliklerle dolu hiç bir kötülüğün kendisinden güzelliğini/özelliğini alamayacağı
o sert görünüşlü sempatik şehir...
Gece yarıları kederleriyle kimsesizliğiyle çaresizliğiyle inleyenlerle
kimseye görünmeden birilerine yardım edenlerin ve bunu sadece insan olduğu için yapabilenlerin olduğu
iyi ile kötünün en görünür halini içinde barındıran asıl yüzleri er ya da geç görünür kılan şehir..
Yedi tepesinde yedi milyon karakter barındıran
Ezilenle ezenin gece karanlığında gizlendiği
ve güneşin ışığında saklanabildiği
ağlayanlarla ağlayan şehir...
Tebessümü ve göz yaşını aynı oranda taşıyan,
şikayetle memnuniyetin kardeş kardeş(!) yaşadığı
bazen komik bazen trajikomik
bir güzel şehir..
Hayatın telaşesinden kaçıp kendinizi bulacağınız size özel mekanların var olduğu,
onunla aranızdaki bağı en güzel şiirle anlatabildiğiniz
duygusallık yükleyen duygusal şehir...
Geldiğinizde Boğazın güzelliğiyle ''Hoş geldin''deyip,
giderken ''Güle Güle'' demek için  paranızı alan 
sahiplenilmiş şehir ;)
Bazen sevdiğinize gittiğiniz, bazen de sevdiğinizden gittiğiniz
Hayatı her şeyiyle yaşayabileceğiniz
küçük bir dünya, 
İSTANBUL...






Yorumlar

kahve telvesi dedi ki…
Ne hoş anlatmışsın :) İstanbul , yüzüne bakanı kendine aşık eden şehir..
cem dedi ki…
"kimsenin kimseden haberi olmayan şehir"

en şahanesi bu sanırım. ha bir de boğaz...
Pabuc dedi ki…
/kahve telvesi,
Teşekkürler gerçi haddim değildi yazmak zira 1o günden fazla kalmıyorum gittiğimde İstanbula..Onun için oranın halkı çok daha güzel ifade ediyorlar bizde(uzaktakiler)onlardan seviyoruz İstanbulu :)

/cem,
bir birinden habersizlik özgürlük için iyi de seviye farkında kötü gibi gibi...Boğaza asla laf söylenemez ,muhteşem....
İstanbul'u özledim. hasret kabartan bir yazı olmuş vesselam;)
Pabuc dedi ki…
Umarım en yakın zamanda hasret giderebilirsiniz (hayırlısıyla tabi) :)
Aliyah Muhammed dedi ki…
Aşkımı anlatmışsın. :))
Kalemine sağlık...
Pabuc dedi ki…
/Aliyah Muhammed,
Anlatmadım da anlatmaya çalıştım kendimce :) yoksa ne haddimize maşuklara aşklarını anlatmak :)
Oyuncakçı Adam dedi ki…
İstanbul , benim için dünyanın merkezi, hayatın başlangıcı :)
Pabuc dedi ki…
Dünyanın merkezi hım iyiymiş bu :) Ve İstanbul doğumlu oluşunuzun farklı dile getirilişi ,güzelmiş :)
Gökhan Tunç dedi ki…
Ellerimi öyle bir tutuşu vardı ki bir daha bırakamadım. Bir garip şehir İstanbul , sen mi onda yaşıyorsun o mu sende yaşıyor belli değil.
Her gün gitmenin ve kalmanın kararsızlığında hayata devam ettiğin tek yerdir ve her gün adına yeni şiirler yazılan ...

Pabuc dedi ki…
/Gökhan Tunç,

Tıpkı hayatın kendisi gibi değil mi...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…