Ana içeriğe atla

Öneri !

''Beşer''den ''İnsan''olmaya yolculuk hakkında güzel bir kitap.Muhakkak okunmalı kitaplardan!

Enteresan denebilecek kitaplardan biri.Okunmalı çünkü üzerinde düşünülecek bir çok konuya değinilmiş.Kitaptan bir kaç başlığı alıntılamak istiyorum kitap hakkında fikir edinmeniz için:''Allah hiç bir şeyi yoktan var etmez;zira O'nun mülkünde eksik olan hiçbir şey yoktur!'' ve bir de ''Adam yalnız kalmıştı adada;bir Kur'an buldu ağacın kovuğunda...Üzerinde'Abdestsiz Okumayın''yazıyordu lakin abdestin nasıl alınacağı Kitab'ın içinde bulunuyordu'' Erdal Demirkıran'ın farklı üslubuyla hikayelenmiş gerçekler...







Yorumlar

Cihan Bakacak dedi ki…
Özlemişim blogunu ziyaret etmeyi :) Öneri için teşekkürler.
Pabuc dedi ki…
Teşekkürler :) Derslerin iyidir umarım ya da işlerin /çizimlerin..

Kitapları da beğeneceğini düşünüyorum

Kolay gelsin..
GÖK-TÜRK dedi ki…
İlginç kitaplarmış.Aldım listeye.Eyvallah !
Pabuc dedi ki…
İlginç kitaplar çok daha farklı renk katıyor düşünce dünyamıza:) İyi okumalar..
Gelibolu17 dedi ki…
İkinci kitabın tanımı çok güzelmiş sırf (beğendiğim kısmı copyleyemedim :( bu tanıtım için ikinci kitabı alıp okumak istiyorum...
Teşekkürler
Elif Çetinkaya dedi ki…
selam pabucum ...iyi oldu değişik kitaplara ihtiyacım vardı
Budeliçocuk dedi ki…
Ali Şeriati'ye rahmet diliyorum..
Mücadeleyle dolu kısacık ömrüne bir çok önemli eseri sığdırmış nadir düşünürlerdendir.
Onu şehit edenlerin esamesi okunmazken,Ali Şeriati'nin eserleri kıyamete kadar okunmaya devam edecek..!
Rahmetlinin bütün eserlerini okumuş birisi olarak;"keşke daha çok eser verseydi" diye düşündüm hep..
Hatırlattığınız için teşekkürler.
Pabuc dedi ki…
/Gelibolu17,
adı da içindekiler de bir hayli enteresan kitabım.Ölecek olan bir gencin ölümden kurutulup Azraille sohbetini anlatıyor...Doğru bildiklerimiz üzerinde yeniden düşündürüyor kitap bizi...

/Elif Çetinkaya,
İki kitabı da alıp okumalısın adaş,beğeneceksin:)

/Budeliçocuk,
Ölümsüz insanlardan biri Şeriati...Düşünerek okutan ve bakışları genişleten bir tarzı var..Allah rahmet eylesin..
H;M dedi ki…
Ali Şeriatî Şiî kültür ve medeniyetine mensup bir kimsedir. Bazen bir Şiî, Sünnîler tarafından reddedilir, fakat Şiîler tarafından benimsenir, tutulur. Şeriatî öyle bir kimsedir ki, onu ne Sünnî, ne de Şiî bir Müslüman benimseyebilir. Bundan yirmi beş sene kadar önce Şeriatî’nin meşhur ve hacimli kitabı İslam Şinasî’nin Türkçe tercümesini okurken, bir sayfasında gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Yazar aynen şöyle diyordu:
“Allah gerçek bir Janus’tur.”
Janus’un mânası nedir? Ansiklopedilere bakınca, bunun iki çehreli bir Roma putunun adı olduğunu öğreniyordunuz.
Bir Müslüman Yüce Allah’ı nasıl olur da bir puta benzetebilirdi? Üstelik de “gerçek Janus” diyor. Yani tevili mevili yok.
Azıcık akaid ve ilmihal bilgisi olan bir Müslüman, Hak Teala hazretlerinin sıfatlarından birinin “Muhalefetün lil-havadis” olduğunu bilir. Türkçe mânası: “Yüce Allah yaratılmış, sonradan olmuş hiçbir varlığa benzemez” demektir.
Allah’ı bir şeye teşbih etmek küfürdür.
Hele O’nu bir puta benzetmek küfrün en katmerlisidir.
Allah kemal sıfatlarla sıfatlıdır ve noksan sıfatlardan münezzehtir.
Allah’ı bir puta benzeten, hem de bu benzetmede “gerçek” sıfatını kullanarak teşbihi pekiştiren bir zatın bozuk itikatlı olduğunu söylemek için din alimi olmak gerekmez.
Şeraitî sırf bu cümlesi ile itikat bakımından çok bozuk bir kimsedir.
Onun bu benzetmesinin tevili yoktur.
Onu bu konuda savunmanın imkânı da yoktur.
Bendeniz bir Sünnî Müslüman olarak kendisini tenkit ediyorum, Şiîlik dünyasında durum nedir? Şiî ulemâsından merhum Ayetullah Mutahharî Şeriatî’yi sert şekilde tenkit etmiştir.
Şeriatî’nin İslam Şinasî kitabı yayınlandığında İran’daki, Irak’taki Şiî uleması kitabı eleştirmişlerdi.
Çeyrek asırdan beri Türkiye’mizde Ali Şeriatî’nin kitapları tercüme ediliyor ve kendisi büyük bir İslam mücahidi olarak tanıtılıyor.
Onun kitapları Türkçe’ye nasıl tercüme ediliyor? Aynen, harfiyen mi, yoksa içinden bazı yerleri çıkartılarak mı? Maalesef ikinci şekilde çevriliyor.
Peki “Allah gerçek bir Janus’tur” cümlesini niçin bırakmışlar? Ya farkına varmamışlar, yahut çevirenler de aynı inançtadır.
Ali Şeriatî hayranları bizim bu tenkitlerimize şu cevapları veriyor:
- O büyük bir mücahittir.
- Savak tarafından şehid edilmiştir.
- Hayatını İslam’a adamıştır.
Lütfen bu edebiyatı bırakalım da, onun Allah’ı iki suratlı bir Roma putuna benzetmesi zındıklığı üzerinde duralım.
Bir Müslümanın birinci vazifesi Allah’a saygılı ve sâdık olmak değil midir?
Yüce Allah, bir puta benzetilmekten elbette hoşnut ve razı olmaz.
Allah’ı bir Roma putuna benzeten kimse mücahid değil, zındıktır.
Kaldı ki, Şeriatî’nin bir Savak (Şahlık rejiminin istihbarat teşkilâtı) ajanı ve muhbiri olduğuna dair deliller ve iddialar vardır.
İran’da Şiî mollalar, din alimleri, ayetullahlar tarafından sert şekilde tenkit edilen bir zatın Türkiye/Müslümanlarına mücahid, İslâm önderi, örnek olarak gösterilmesi gerçekten hayıflanacak bir haldir. Ne günlere kaldık!
©Mehmet Şevket Eygi

Görüşünüz nedir ne değildir bilemem lakin ehli sünnet çizgisinde yaşayan bir müslümansanız neyi tavsiye ettiğinize dikkat etmelisiniz
Gelibolu17 dedi ki…
Azrail'in secde ettiği adam kitabını aldım okumaya başladım daha başlardayım,bitince ekliyeceğim bloga inşallah,oldukça anlaşılır dille yazılmış,güzel bir kitap teşekkürler tavsiyen için :)
Pabuc dedi ki…
Seri okunan bir kitap hemen bitirirsin..ruh konusu dışında her şeyi öyle açık ifade etmiş ki ben çok beğendim..Kitap bittikten sonra son zamanlarda sürekli söylediğim cümle tekrarlandı beynimde ''Din zor değil aslında!''

İyi okumalar...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…