Ana içeriğe atla

Bunlar Benden..

Güneşli günler,yağmurun sesi (ki yağmurun kendi sesi yoktur çarptığı yerden gelen ses vardır diye düşünüyorum) sıcak evde karın yağışını izlemek, kahvaltı, badem fıstık kabak çekirdeği üçlüsü,erik,zeki insanları dinlemek, yine aynı zeki kişilerle sohbet etmek,beğendiğim kitapları hemen bitmesin diye yavaş yavaş okumak,kitaplarda beğendiğim ya da önemli gördüğüm yerleri kalemle işaretlemek,tv de film izlerken ışıkları kapatmak ve mümkünse bir şeyler içmek,gece oturmak, belgesel izlemek (öyle böyle değil mümkün olsa film dışında sadece belgesel izlemek)arkadaşlarımın dediklerinin tersini söyleyip onları hafiften kızdırmak,dostlarımla şımarmak,tebessüm etmek/ettirmek,rüzgarlı havada sahilde oturmak (gerçi rüzgar olmasa da sahilde oturmak ) kitapçılardan erken çıkamamak,kayalıklara ve dağlara özel ilgimin olması,nehir kenarında taş bir evde yaşama hayalim,müzik dinlemek (hatta ara sıra Vivaldi bile dinlemek) kurumuş yapraklar arasında dolaşmak,kardeş ve kuzenlerle muhabbet,yorum yazmak ve yorumlara cevap yazmak,mısır ekmeği ve lahana yanında turşu(yazıyı açken yazdığım çok mu belli oluyor) tarihi yerleri gezerken muhakkak duvarlarına dokunmak ve ''kimler gelmiş kimler geçmiş şu dünyadan'' diye de iç geçirmek,Beyoğlunda saf saf sağa sola bakınıp gezmek ve insanları izlemek sonra da ''vay be ne enteresan insanlar var şu dünyada''demek (neden gülüyorsunuz ki sanki siz hiç böyle şeyler geçirmiyorsunuz içinizden Allah Allaaaaah ) kendi tarzını oluşturmuş hatta deli dolu giyinenleri beğenmek(ilgiyle gözlerimi fal taşı gibi açarak izlemek) son olarak deri ve gümüş sevgim..

Sizler de kendinizden bir kaç cümleyle katılabilirsiniz ...

Yorumlar

memit dedi ki…
yukarıdaki yzdıkların çılgınca :)) Tarihi yerleri gezerkene bende aynen seni gibi düşünüyorum bi anda; onlarla yasamış gibi bile oluyorum okadar yani ;(
Pabuc dedi ki…
/memit,
bu konuda yalnız olmadığıma sevindim :) Bir de Ayasofya2nın ikinci katına çıkan o tünel varya işte oradan da duvarlara tutunarak çıkarım genelde ,işte orada sanki o tarihlere gidiyor gibi olurum ...Aynı meknalarda ne insanlar gelmiş geçiyor..
Gelibolu17 dedi ki…
Pencereden yağmuru izlemek,izlerken düşen damlaların arasında kendini hayal etmek,sonra çay içmek,içerken de mutlu olmak,elişi yapmak,yaparken de kafayı dinlemek,deniz kenarında yürümek,yürüken de tefekkür etmek,ağaçları,kuşları seyretmek,seyrederken de şükretmek,
yanan odunların çıtırtısını dinlemek,dinlerken de ısınmak,
Akşam Ezanını duymak,duyarken hüzünlenmek.....

Yüreğin dert görmesin canım,teşekkürler,selamlar :)

Not yorumumuda ayrı bir sevmek,
severken de dayanamayıp kopyalayıp bilumum yerlerde paylaşmak,benim severek yaptığım şeyler :)

Pabuc dedi ki…
/Gelibolu17,
cümlelerinle katıldığın için çok teşekkür ederimm..Huzur veren anların her daim çok olsun inşaallah..
Ramazan Aksoy dedi ki…
Hepsine katılmamak elde degil.Büyük bir çogunlugu yaptıgım eylemler ilave yapacak bir şey bırakmamışsın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…