Ana içeriğe atla

Aşure!

Sen de benim gibi şaşkın mısın hayata bakarken !
-Bir insan bir diğerini gerçekten anlar mı ? Buna inanmıyorum aslında..Yani inanmak isterim de ,biri bir şeyi yaşamamışsa anlaması/anladığını söylemesi (tüm iyi niyetine rağmen)pek mümkün değil gibi!...Bir insanı seviyorsunuzdur dinlersiniz ve anladığınızı söyleyerek onun acısını ya da mutluluğunu paylaştığınızı hissetsin istersiniz olay budur.Sevginizin derecesine göredir tüm hisleriniz de..Hüzünlüyse sevdiğiniz, hüzünlü/üzgün diye üzülürsünüz sadece.Zor durumda diye canınız yanar çünkü karşınızdaki kişi yüreğinizde taşıdığınız dostlardandır;üzülmesi ister istemez sizi de üzer..Ama konu anlamaya gelirce ;anlamanız mümkün değildir gibi gibi sanki! Anlamak değildir asıl mesele,ne kadar sevdiğinizdir karşınızdaki kişiyi...O derece üzülür ya da mutlu olursunuz anlatılanlar karşısında...

-Bir de insanın istediğini gibi konuşması,giyinmesi,düşünmesi, davranması (ki başkalarını rahatsız etmediği sürece) çok hoş bir şey.İstemediğiniz ortamlarda konuşmaz yalnız dinlersiniz ya da hiç dinlemez dinliyormuş gibi yaparsınız,istediğiniz yerde sus deseler susmazsınız kaptırmış gidersiniz sohbete,canınız isterse uyumsuz giyinirsiniz hatta çok isterseniz düğünlere,derneklere süslü toplantılara kotla bile gidebilirsiniz (konuşan en fazla bir gün konuşur) isterseniz uyumsuz giyinir kendinize gülersiniz...İstediğiniz yerde takılabilir kafanıza göre yaşarsınız işte...Herkes gibi davranmaz onlar gibi düşünmez,onların kafaya taktıklarını dert edinmezsiniz,onların konuştuklarını konuşmaz,okumadıklarını okur,eleştirdikleri kişileri de dinler,zıtlıklardan dünyaya farklı bakmayı öğrenirsiniz.Öncelikle kendinizi eleştirir,istemediğiniz her şeye tavrınızı koyarsınız hatta çoğu zaman farklı olduğunuzu söylerler sizi garipserler bile! Niye çünkü sizin kendi fikirleriniz vardır ve karşınızdakilere benzememektedir ! İnsanın bir duruşu ve kendi dünyası olmalı.Fikirleri açık olmalı ,kendini ifade edebilecek dünyasının cümleleri olmalı ,tavırları konuşmalı ve sürekli geliştirmeli kendisini.''Başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin'' demişti bir zamanlar sevgili Tarkan (adam haklı) Kendin ol ki insanlar seni tanısın ve olduğun gibi sevsin ya da sevmesin.Neyse konu uçtu ben bir diğer paragrafa gidiyorum.

-Bir de TRT Belgesel kanalında ''DemirAtlarla'' Belgeseli var izlemenizi tavsiye ederim.Zevkli bir yolculuk onlarınki.Motora atla gez gör Türkiye'yi.Ya benim de böyle özgürlüğe pek bir düşkün yanım var ara ara beni rahatsız eden ! Güzelim dünyayı alıp çantanı gezmek var diyor içimden bir ses.Gez gör şu ülkeyi ,şu dünyayı ...Da işte mümkün değil benim isteklerim de ;az bir şey de istemiyorum ki uçuyorum hayal kurarken bile! sonra hayallerle imkanlar çatışmasında ''hoşgeldin bunalım'' oluyor işte. Neeeyse işte..Hayat işte isteklerle imkanları bir araya getirebilmeyi mümkün kılamıyor bazen! Şükürsüzlük değil bu ,ne olduğunu da şimdi uzun uzun anlatamayacağım...Ama kesinlikle şükürsüzlük değil!

-İyi günler sizlere.Sevdikleriniz ve sevenleriniz çok olsun..Bu gün de olsun yarın da olsun hep olsun...

Not:Günün şarkısı (eski bir şarkı ) Ferhat Göçer'den ''Sen söyle hayat''olsun...

Yorumlar

kahve telvesi dedi ki…
Gününü bulabilirsem, izlemek isterim belgeseli...
kendin gibi olmak güzel de, bazen özgünlüğü kabul etmiyor bu toplum..
Aynı olayı yaşayanların bile bazen birbirini anlaması zor oluyor.. kişilik farkı nedeniyle tabi....

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…