3 Aralık 2012 Pazartesi

Desinler Diye Değildir Di Mi Bunlar?


Doğru ya da yanlış tartışırız bir ortamını bulunca ama bir sonuca vardım bizlerle ilgili.Bizlerle derken yani milletçeyi kastediyorum (istisnalar konu dışı) 

BİZ dışarıdakiler için canımızı veren cinsten bir milletiz (can vermek tabir olarak kullanılmıştır) Mesela mı ? Ülkemizde yapılacak uluslararası gösteri/faaliyetlerde şehirlerin harıl harıl temizlenip farklı görünüme bürünmesi ilk örneğim olabilir.Yolların düzeltilmesi ,çevrenin görsel olarak bile güzelleştirilmesi....

Her şeyin en iyisini misafire hazırlarız özenliyizdir ama en çok özeni eve gelecek misafire 
yoğunlaştırırız.Mükemmel olmalıdır verilecek hizmet ve yemek.

Ya da yabancılara (turist diyelim) en güzel hizmeti veriyoruz vermek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.
Oteller onlar için yapılıyor, tatil beldeleri onların isteklerine göre şekilleniyor,en kaliteli hizmetler onlar için veriliyor(Kaz ve tavuk benzetmesini hatırlayın) ve bunun için de hiç bir fedakarlıktan(!) kasılınmıyor...

Teftişleri düşünün, bulunulan ortamda çalışanlar /bulunanlar için kullanılmaz kurallar da teftişlerde en mükemmel hale sokulmaya çalışılır.Hastaneler okullar yurtlar daha bir itinayla temizlenir gibi...

Yanımızdaki insanlarla gayet rahat konuşurken (kırar mıyım kırmaz mıyım düşünmeden ya da argosu bol ya da yalan yanlış atıp tutarak ya da tebessüm etmeden) yabancılarla daha kibar dikkatli konuşuruz(!) ....

Evimizde ya da ailemizin yanında (hatta yakın akrabalarınızı da katayım içine) özensiz kıyafetlerle oturmakta sakınca görmezken dışarıya çıkarken ya da ortama başka birileri gelecekse en güzel kıyafetlerimizi giyeriz...

En güzel hizmeti vermeyelim,en güzel yemekleri hazırlamayalım,en güzel konuşmaları yapmayalım ya da en güzel kıyafetlerimizi giymeyelim sonucuna varılamaz bu dediklerimden.Ama böyle yapmıyor muyuz söyler misiniz ? Yapıyoruz bunları maalesef...

Diyeceğim o ki; başkaları için gösterilen özen keşke yanımızdaki/etrafımızdaki/hayatımızdaki insanlar için de gösterilse.
Benim halkım da en iyi hizmeti görse, benim halkım da en güzel şekilde tatil yapabilse,yurt dışından birileri gelecek diye değil de halk faydalansın diye yapılsa hizmetler.Yemeklerin en güzeli misafirlere yapılsın ama özen aile için de gösterilse.Dışarı çıkarken şık olalım güzel olalım ama evde de öyle olalım.Yatana kadar olmasa da sık sık akşam yemeğine kadar şık kalalım pijamalarla evde dolanmayalım mesela(peki tamam bu çok hayali oldu)...

Şuna da çok rastlıyorum ( ve beni en çok sinirlendiren şeylerden biri de bu) ailesiyle bir kelam etmeyenler, şaka yapmayan,tebessümü esirgeyen ciddiyet abidelerinin başkalarıyla konuşurken (tlf dahil) kibarlık/sohbet/tebessüm abidesi kesilmeleri.(Ula sen değil miydin o hiç konuşmayan ,şaka yapmaktan bihaber insan.Ne oldu da bu derece değiştin..Diyemiyorum ya  la! öylelerine)
Gerçi bir de bunun tam tersi durumlar var .Evde şımarık çocuk olup ,olmadık şakalar yapıp dışarıda ciddiyet abidesi olanlar (çok iyi bilirim öylelerini de ama onları da başka bir yazıda anlatırım ay cannlarım onlar benim ya,yemişim onların ciddiyetlerini)

Öyle işte,biz dışarıdakilere daha bir özenliyiz maalesef.Bu ruhumuza mı işlemiş ne ? İyiyiz de, iyi olmayı her ortamda her kişiye karşı başarabilmek erdem işi bilemiyoruz mu ne ?
Neyse ben bunları düşünüyorum ve diyorum.Varsa itirazı olanı buyursun yazsın, biz de bilgilenelim.

Evlerde misafir odasının ayrı olmasını hiç anlayamadım mesela ben ? Misafire salon takımı alınıp biz neden çekyatlarda oturalım ya hu !!! (gülmeyin ama böyle-bizim evde misafir odası ayrı olmadı çok şükür-)Misafir gelene kadar in cin top oynayan salonlarımız var bizim pehh!

Sevgilerle...

Yazının şarkısı Tarkan'dan ''Hatasız Kul Olmaz''dır .Bir zahmet bulup dinleyin....

7 yorum:

yufkayureklikelgobekli dedi ki...

Söylediklerinizde haklı olmakla birlikte neden böyle olduğunu biraz düşünerek yazmaya çabalayacağım. İtiraz mahiyetinde değil, yanlış anlaşılmasın.

Yabancıya fazladan itibar etmek "desinler" diye de olabilir, iyi intiba bırakmak için de. Şöyle düşünün, sizin çok yakınlarınız kıyafetinizi umursamayacatır sizi yeterince tanıdıkları için ancak misafir ya da yabancı birisine hoş görünmek iyi bir izlenim bırakmak açısından önem teşkil edebilir.

Ya da ailenize devasa sofra kurmazsınız, çünkü hepsinin damak tadını bilir ve nokta atışı yaparsınız, misafirin ne yiyip, ne yemediğini kestiremediğinizden daha fazla çeşit ve elinizden gelen en iyi yemekleri yaparsınız.

Aile içi goy goyda ise eğer sürekli iletişim halindeyseniz takdir edersiniz ki aynı espiriyi sürekli yapmak sıkıcı olacaktır ama elinizde çok güldüreceğini düşündüğünüz espirileri yeni tanıştıklarınıza saklarsınız. Zaten yabancı birisiyle yaptığınız muhabbetleri yakın çevrenizle daha önce defalarca kez yapmışsınızdır ve yabancı birisinin size yakın çevrenizin anlattığı konulardan çok daha farklı anlatacak şeyleri olduğundan daha bir can kulağıyla dinlersiniz.

Devletin yabancı konukların gözüne girmek için yaptığı yol, kentsel dönüşüm, çevre temizliğinin ise açıklanacak bir tarafı yok, dediğiniz gibi bunu kendi halkı için yapmalı.

Nacizane görüşlerim, haksızsınız demiyorum kesinlikle, belki onlar da haklıdır deyip, madalyonun diğer yüzünden bakmayı denedim, hepsi bu.

Biraz uzattım mı ne?

kahve telvesi dedi ki...

Söylediklerinin hepsi o kadar doğru ki...yoruma gerek bile yok :)

Erdi Karadeniz dedi ki...

Misafire takım alıp çekyatta oturmak 'yabancı' söz konusu olduğunda takıntığımız tutumu özetlemiş mi ne ? :))

Budeliçocuk dedi ki...

Evet haklısın dışarıya karşı daha özenliyiz..
Bu misafirperverlikten ve insanlara olan saygımızdan kaynaklanıyor..

Şu akşam elbiseyle oturma durumu hariç hepsi doğru bence.Ama dünyanın her yerinde -bizdeki kadar olmasa da-bu böyle..
saygı ile..

Pabuc dedi ki...

/yufkayureklikelgobekli,
yorumunuz için öncelikle teşekkür ederim.Okumuşsunuz ve samimiyetle yorumlamışsınız,var olunuz..

Ben bu konuda biraz katıyım sanırım hiç kimse de iyi intiba bırakmak için şahsi çabam olmadı mesela.Çünkü ben nasıl biriysem hep öyle göründüm ki beni her zaman nasılsam öyle tanısınlar ona göre sevsinler ya da sevmesinler.ekstradan bir şeyler yapmak riyakarca geliyor bana (doğruluğu yanlışlığı tartışılır tabi ki) Siz biraz daha iyi niyetle bakmışsınız olaya ve siz de haklısınız.Aile içinde aynı espri değil kasdettiğim espri/tebessüm sürekliliği olan bir şeydir konuşma tarzıdır biraz da! Yakınlarındakileri can kulağıyla dinlemeyi geçtim hiç dinlemeyenler var efendim onlar ne olacak ? Saygılar..


/kahve telvesi,
İlla ki farklı taraftan da bakabiliriz olaylara ama genel de böyle olduğunu düşündüğüm için yazdım hepimiz karşılaşıyoruz bu tip durumlarda değil mi ?

/Erdi Karadeniz,
Üstelik ara da bir misafir gelecek diye takımlara binlerce lira vermek ;)

/Budeliçocuk,
Misafirperverlik demişken ; turistleri kazıklamamız da misafirperverliğimizden mi ? ;) 10liralık eşyaya 25 lira diyebiliyorlar gözümün önünde! Bence biz milletçe biraz da fazla iyi niyetli düşünüyoruz :)) Dünya ile ilgili eksikleri yazma yazamıyorum zaten ama bizim de sanki kendimizi biraz düzeltmemiz gerek miyor mu ?

absalom dedi ki...

pek sevgili pabuç...
ben çekyat aile kısmını gececeğim müsadenle benim için onemli bir konuya geleceğim.

bak çevrene herkes baksın çevresine...
asabi bir millet olduk.
herhangi bir kuzey ülkesinde 6 ayda olabilecek bir gündem biz de günde 4-5 defa değisiyor neredeyse...

kaos kavga gürültü hakaret gırla gidiyor.
e geçim sıkıntısı üzerine...

sen trafikte bana yol vermedin uleynnn ben de senin ananı avradınııııı gibi bir hale donüstük.

bakınız meclis,
çolde kutup ayısı felan.

cinayet isleniyor bana yol verdin vermeden diye kardesim benim güzel ülkemde.

her an tetikte her an kavgaya hazır...
hey desen ben de seni hey ulannnn modunda dolasıyoruz.

bakınız cevrenize...
gülümsemiyoruz bile.
bırak gülmeyi.

yürüyen insanlara bak kaldırımda... hepsi asabi hepsi gergin hepsi agresif herkes patlamaya hazır bomba.

neyi ozlüyorum biliyo musun pabuç?
daha doğrusu artık ozenir oldum.
ki ben birinci sınıf misak-ı milli milliyetcisi bir adamım...
asla milletimi kücümsemem aksine gurur duyarım.

bir tebessümü ozledim...
sokakta...caddede...asansorde...
tanımadığımn birine merhaba demeyi...
gülümsemeyi...
iyi günler dilemeyi.

daha bir kaç gün once yabancılarla dolu bir oteldeydim is gereği...
gülümsüyor iğnsanlar birbirine...
günaydın diyor...
iyi geceler diyor...
ama illaki gülümseyerek.

ozendim biliyor musun.
kıskandım.

ki en son tasındığımda yine kısa süre once...
esyalar tasınıyor...
karsı müstakbel komsu kapıyı açtı...
asansorü çağırdı...
bırak hosgeldini falan...
merhaba demedi yahu.
merhaba.
sadece merhaba.
demedi.

pabucum...
nezaketi unuttuk.
gülümsemeyi unuttuk.
iyi dilekleri unuttuk.

gergin agresif huysuz bir millet olduk...

oysa bir gülümsesek...
bir gülümseyerek merhaba günaydın iyi aksamlar desek...
çok sorun asılacaktır.

inan bana...
basit geliyor dimi:))
ama asılacaktır.

basit güzeldir.
basit iyidir.

buraya yazana okuyana yorum yapana...
tamamen içten gülümseyerek iyi aksamlar diliyorum.


Pabuc dedi ki...

Binaya yeni taşınan birileri varmış ve kahve yapıp indirmiş bina sakinlerinden biri.Yeni taşınan kişi kapıyı açmış ve cevap olarak ''Bizim kahvemiz var sağ olun ''diye kahveleri geri çevirmiş :)

Absalom basit olanları o kadar önemsedik ki gerçek olanları asıl olanları yok ettik...

Süper yorumdu sağolasın karşı kıyının delikanlısı :)

Ya Rabbim Şükür, 28 Kasım !

Nasıl başlasam da kendimi ifade edebilsem diye geçirdim içimden ...Sonra hatırladım ben sadece içimdeki sese göre davranan biriyim niye ne...