Ana içeriğe atla

Bencillik Saygısızlığın En Büyüğü


Sorgulamanın nesi kötüdür ki sorgulama da takılı  kalamadığın sürece....
Kendin olmanın nesi kötü ki ; kendini insanlara beğendirmek için uğraşmanın yanında !
Neden kabullenemiyoruz farklarımızı farklı bakış/görüşlerimizi...Neden ama neden hep kendimize benzetmeye çalışırız karşımızdakini...Neden bu kadar bencil olabiliyoruz! Neden insanları oldukları gibi kabullenemiyoruz ve kendimize benzeyen insanlardan bir halka oluşturmaya çalışıyoruz etrafımızda ? Aynaya bakar gibi bakmak zorundamıyız karşımızdakilere.Evet kendimize benzeyenleri buluruz çoğunlukla ama benzerlikleri bulup mutlu olmak başka ,karşımızdakine kendimizde var olanları dikte etmek, bizde var olan kalıba sıkıştırmaya çalışmak çok başka!

Tüm insanların tek yaşam şansı var ve neden biz o yaşamı kendi kafamıza/kişiliğimize göre şekillendirmeye çalışıyoruz ki! Kafan uymuyorsa uzak durursun olur biter.Her şeyi dost gibi paylaşmak zorunda değiliz ki, kafan uymuyorsa bir birine karışmazsın olur biter .Bana soracak olursan bu kadar basit ama kimse bu derece basit bakamıyor.Kendi doğrularını/doğru gördüklerini zorla kabullendirme ve özellikle de kabul etmiyorsa da o kişiyi sindirme yolunu seçiyor.Bu gerçekten büyük bir haksızlık.Kul hakkı varsa işte en âlâsı bu şekilde yapılıyor.Çalınmış yığınla hayatlar çıkıyor sonra.Herkes hayatını (kimseye zarar vermeden tabi ki) istediği gibi yaşasın n'olur yani !Bunun neresi kötü/yanlış ki? 

Karşımızdakilerin (saygısızlık dışında) düşünce/görüş/tercihlerine saygılı olmak o kadar zor mu ? Saygı duymuyorsan saygılı ol ! Kimse kimsenin düşüncesine saygı duymak zorunda değil ama karşısındakine saygılı olmak zorunda diye düşünüyorum. Farkları kabullenemiyor insanoğlu/kızı sanırım.Zor geliyor ya da bilemiyorum.İletişim bir tercihtir ilgini çeker ya da seversin (kanın ısınır mı deniyordu) bir şekilde iletişim kurar iletişimde kalırsın,sevmezsin ,itici bulursun uzak durursun yüreğini de dilini de kapatırsın o kişiye olur biter.Ya da yüzeysel konuşmalarda kalırsın.Ona bela olmazsın canını sıkmak için kendine benzetmeye kalkışmazsın,düşüncelerini zorla kabul ettirmez,isteklerini de zorla kabul etsin diye beklemezsin!!! Bir değişim istiyorsan bunu kendinde yapmalısın, bencilliğini yıkmalısın mesela ! 

Geçenlerde bir dostum ''Eskiden çok kıskançtım ama bu huyumu değiştiriyorum yavaş yavaş''dedi.Aklı başında insan da böyle yapar kendinde gördüğü yanlışları düzeltmek için gayret eder bu özelliğini başkalarının canını sıkacağını bile bile devam ettirmez.Ve insanların üzerinde otorite kurmak da en büyük bencillik diye düşünüyorum...Düşünüyorum da ne oluyor ,hiç! Tüm kötü huylar başkalarına zarar (maddi manevi) verdiği için kötüdür.Kıskançlıkta bencillikte...Saygısızlıkla alakalı kötü huylardır.Herkes de vardır ama onun oranı kendi elimizde.Kimsenin bir başkasının hayatında otorite olma hakkı yok...Ama benim bu dediklerim hep hikaye değil mi ? Hikaye olmasa saygı hala aramızda olurdu bencillik en ön sıralarda değil de arka koltuklarda otururdu......

Not:Blog yazılarınızı fazla okuyamıyor, yorum bırakamıyorum kusura bakmayın.Umuyorum ki en kısa zamanda geri gelip yine kaldığım yerden okumaya ve yorumlamaya devam edeceğim ...Umuyorum !!! Sevgiler...

Yorumlar

cem dedi ki…
biri ya da birileri kızdırmış seni...
Gelibolu17 dedi ki…
Selamlar canım,nasılsın diye hatrını sorup gideceğim,yazını okumadım valla acele geldim kusura bakma lütfen bilahare okumaya gelirim,bende ne zamandır göremeyince merak ettim hastamısın diye,her şey yolundaysa sorun yok,müsait oldukça blog gezmeside yaparsın.....Sevgiler
Erdi Karadeniz dedi ki…
Benim de hep takıldığım noktadır bu. İnsanlar neden herkes kendisi gibi olsun, kendisi gibi düşünsün ister ki? Oysa farklılıkların kıymeti bilinmeli en çok. Dünyayı yaşanır kılan o farklılıklardır. Herkes aynı olsu yaşanır mı? Keyif mi alınır?

En basit örneği herkes; herkes bir gün kendi takımını tutacağına falan inanır ya... Ee hadi herkes bir gün fenerbahçeli olsun! Ne olcak o zaman. Rakip kalmaycak, karşılıklı atışarak maç izeleycek kimse kalmayacak, tadı kalmayacak... Buna benzer örnekler çok... Ama insanlar bu açıdan nedense hiç düşünmüyorlar...
hüsrev dedi ki…
bazen acaba diyorum karsımızdakine yanlışmı davranıyoruz sorun bizmiyiz.nihayetin de elif kara gibi.bir .doğru yol sahibini kaybetmek bize asla .yakısmaz.keşke daha iyi ortamlarda .veyahut şimdi bile olsa .yanında olmak isterdik.bu bir haddi aşışmı bilemedik..saygılarla hüsrev..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…