Ana içeriğe atla

MİM'e Gel Korkularımı,Bağımlılıklarımı Öğren!


TİO (Kuyruk Acısı) tarafından mimlenmişiz.Ki TİO'dan gelen başımız gözümüz üstünedir o yüzden cevaplamak şart oldu.Kendisine güzel sözleri için teşekkür ediyorum.Blog dünyasında her daim var olmasını ,daha sık yazılar yazmasını temenni ediyorum..Mim konusu ''korkular,bağımlılıklar, takıntılar'' bu 3'ü hakkında 3 örnek vermemiz istenmiş.Bir deneyelim bakalım örnekler bulabilecek miyim ! Hadi bana kolay gelsin..Ya !Bi saniye kimleri mimlesem ki ben de..İsmail Abi, Mehmet Erdem ve Ahmet Kural'ı mim liyorum..Bakalım cevap verecekler mi bana ! Sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum 3 şahsa da..İşi gırgıra vurdum diye mimden kurtulacağınızı sanmayın...Sen,sen,sen mim'i cevaplayın lütfen..Sen,sen,sen mi kim ? Sen işte yazıyı okuyan senden bahsediyorum ;)

Korkularım;
Nereden başlasam ki bilemedim şimdi..Benim gibi her bir şeyden korkan biri için 3 çok az bir rakam oldu listelemek için...3 dediğin ne ki bir çırpı da dolar liste...Bir kaçını seçip yazayım bari (belki 3 korkuyla sınırlayınca ben de kendimi cesur bir şey sanırım)

-En büyük korkum ölüm;bilinmezliğinden dolayı..Ki bunu da aşmaya başladım.Bu birazda yanlış dini bilgilerden kaynaklanıyordu, doğrulara ulaştıkça korkularımda biraz  hafifliyor...Gerçi yüreğimin bir yerinde ölüm korkusu duruyor ama beni hasta edecek bir boyutta değil artık, çok şükür.

-Çok sevilmekten ve sevmekten de korkarım mesela!Değerini bilememek korkusu tetikliyor olabilir bunu bilemiyorum....Bunu açmak istemiyorum ve ekliyorum, sevdiklerimi kaybetmek korkusu da var ben de.

-Kalp kırmaktan korkarım.Bir mazlumun/masumun/sevdiklerimin kalbini kırmak beni korkutmuyorsa insanlığımdan şüphe ederim zaten.Bu konuda dikkatliyim ama bilmeden böyle yapmaktan da Rabbim korusun beni.

-Bir de;yükseklik korkum var.Buna rağmen dağları ,yüksek kayalıkları çok seviyorum.Kuşlara aşk ile bakıyorum, hayranlıkla izliyorum yükseklerde süzülmelerini...Uçağa binmedim binmeyi de düşünmüyorum hatta düşünemiyorum...Ama en büyük hayallerimden biri bir dağ zirvesinde kamp kurmak.Gerçi dağa nasıl çıkacağım sonra nasıl ineceğim kısmını hiç düşünmedim ama!...

-Bir de; tırtıl fobim var (öyle ki ismini yazarken bile parmaklarım horon tepiyor o derece)korkuyla-tiksinme arası bir şey benimki..Bakalım aşabilecek miyim bunu (bu yaşıma kadar aşamadım bundan sonra da pek sanmıyorum ama..)

-Bir de (tamam tamam şaka devam etmeyeceğim çünkü benim korkularımın sayısını ben de bilmiyorum o kadar çok ki)

Bağımlılıklarım;

-Çok fena alkol bağımlılığım vardır.Votka bağımlısıyım mesela (votka alkollü içecek miydi la! ) Ot bağımlılığım da var (mesela;lahana,marul,maydanoz..) 

-Espri yapma bağımlılığım var bazen bunu (dostlarımlayken) şebeklikle de karıştırdığım oluyor ama engel olamıyorum işte sonuçta bağımlılık bu, üstelik tedavisi de mümkün değilmiş.

-Müzik dinlemek benim bağımlılığım.Hatta dans etmekten zerre kadar anlamasam da müzikle sallanıp abuk sabuk hareketler yapma becerim bile var.Yıldız Tilbe yanımda zemzemle yıkanmış kalır o derece,düşünün yani (gülmeeee) He bu arada bir şarkıya taktım mı takarım hatta midem bulanana kadar o şarkıyı dinlerim suyunu çıkarırım şarkının anlayacağınız...

-Bİr de malum Leyla ile Mecnun dizi bağımlılığım var ki en sevdiğim bağımlılığım bu benim.Stres atıyorum izlerken..Tek başıma izlerken bile kahkaha atabildiğim tek dizi çünkü.Karakterler,replikler hepsi bir birinden güzel, izlemeyeyim de ne yapayım gidip hepsi bir birinin aynı olan dram/entrika dizisi mi izleyeyim!

Takıntılarım;
............................
düşündüm düşündüm bulamadım takıntımı.Aklıma gelmediyse öyle takıntı yapacak önemli bir özelliği yok demek ki.Kitap evlerinden hemen çıkamama gibi bir derdim var o bir takıntı sayılır mı ki! Bir de yabancı müzikleri kısık sesle dinleyemem bu takıntı olabilir mi! Yok ya benim takıntım olsa bilirdim...Neyse aklıma gelirse yazarım bir köşeye ...

Geçmiş olsun bitti ....

Ve bu gün neşeli bir şeyler dinleyeyim..

Yorumlar

GÖK-TÜRK dedi ki…
Zaten sende bir Yıldız Tilbe havası vardı herhalde, galiba, sanırsam :)))
Pabuc dedi ki…
Vay anacııımm size de şaka yapılmaya gelmiyor... Demek yıldız Tilbe havası vardı he :)
İbrahim Ortaç dedi ki…
Teşekkür ederim. Takıntısız şey:)
Pabuc dedi ki…
Rica ederim üstad ...Sizden gelirde cevaplamayız mı ! Takıntımı hala bulamadım :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…