Ana içeriğe atla

İç ses Bir Sus!...

Flash,flash! Pabuç'un son hali...
İç sesim isyan etse bağırsa sesi yine kendine yansır.
İsyan etsen ne yazar ey iç ses!Senin sesine senden başka ses veren çıkmaz.İyisi mi kes sesini otur oturduğun yerde!...
Konuşma oradan bilmiş bilmiş.Senin o dediklerini biz de biliyoruz herhalde.Ama senin bilmediğin bir şey var ki o da:Her doğru bildiğin, yaşanmıyor hayatta.Sen istediğin kadar kendini ifade etmeye çalış ,doğrularını seç, uygulamaya çalış hepsi yaşamın içindeki gerçeklere(!) toslayana kadar ...Düşünce dünyanı doğrularla doldur ama doğrularla karşılaşma!..Bildiklerin yaşam içinde yer edinmemiş olsun..Sen doğrularını uygulamaya çalış ama hiç doğrularla gelen olmasın karşına.Herkes kendi doğrularını dikte etmeye çalışsın sana...Hadi bakalım sen doğrularını söylemeye yaşamaya devam et ,yolun açık olsun ...Zor bir yol bilesin!...
***
Bir de çığlık çığlığa bağırsam sesim gider mi kelimeler dünyasına...Ya da içimdeki tüm karanlıkları kussam uzak yerlerde derin kuyulara,rahatlar mıyım ? Haykırsam düşüncelerimi daha iyi anlar mıyım hayatı ? Yada hep sussam kazanır mıyım ? Nedir kolay olan bir yol bulabilir miyim ? Kendimi kendi ayaklarımda ezmeden kurtulabilir miyim olumsuz düşüncelerimden ? Bıkkınlık,pes etmişlik,umutsuzluk duygusundan kurtulabilir miyim kendi iç sesimi dinleyerek ? Karamsarlığın bir sınır var mıdır ? Ben soru sormaktan kurtulabilir miyim? Of be hayat geçiyorsun geçmesine de yoruyorsun bizleri be !Seviyoruz seni dedikçe  pişman ediyorsun bizi ,hem kendine bağlamak istiyorsun hem de en kızdın demirlerle itiyorsun bizleri uzaklara!
***
Keşke insanlar bir birini dinlemeyi başarabilse işte o zaman bir birini anlayabilirler.Hatta gerçekten dinlemeyi bilseler yanlış anlamalarda azalırdı.Gerçi öyle insanlar var ki yanlış anlamak için dinliyorlar!!!
Ya hiç dinlemeyenler yalnız kendi sesini duyanlar işte onlar beni deli ediyorlar.Bir sus da başkalarınıda dinle ve gör onlarında haklı olabileceklerini.Ula ,sizin gibiler yüzünden resmen şikayet kumkuması(ne anlama geldiğini bilmiyorum) oldum be! Karşımda yanlışın âlâsını yapıyorsunuz ve buna inanmamı bunu onamamı bekliyorsunuz..Sebep? Ben gerizekalı mıyım ki senin doğru bilip yanlış olanlarını kabul edeyim,Allah Allahhhh (sabır dileme şeklinde söylenmiş Allahhh Alllahhhh öyle okuyunuz) Öyleleri de var ki inatla savundukları yanlışlarını yarın öbür gün hiç savunmamış gibi tersi istikamette konuşuyorlar.Kaaardeşim bari en başta öyle büyük atıp tutmasaydın ''İnsan oğlu yarın başına ne gelir belli olmaz,düşünceler değişebilir''gerçeğini birazcık hatırlasaydın.Şimdi bu yaptığın biraz yenilir yutulur olabilirdi!!! Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma demiş birileri ,o birilerine de kulak vermek lazım.
***
Herkes mutlu olsa,herkes bir birini sevse,suçlamalar kalksa,enaniyet az biraz insanlardan uzaklaşsa,menfaat bir kuytu da sipere yatsa,empati yapabilse tüm insanlar,saygı geri gelse,sevgi gerçek anlamda yaşansa,yürekler parçalanmasa,samimiyet olsa yalanlar/riyalar bir süreliğine tatile çıksa falan ne kadar güzel olur değil mi ? Az biraz uzaklaşsa hepsi insanlığın yakasından..Şeytan tatile çıksa başka bir gezegende takılsa mesela !(Bu aralar masallara fazla takıldım farkındayım) Ne bileyim olsa böyle ütopik şeyler de biz de rahat nefes alsak bir süreliğine bile olsa korkuyla/endişeyle düşünmeden yaşasak..Hoş olurdu aslında.Cuma Cuma iyi hayal oldu ,aferim bana.Takdir edeceğim biraz daha yazarsam kendimi.
***
Beni ne hale getirdim be hayat.O neşeli,pozitif bulunduğu ortamı olumlu olarak renklendiren, ortama tebessüm getiren beni bildiğin karamsar şebeğe döndürdün ya alacağın olsun be hayat! Yolda ezilmiş üzüm tanesine çevirdin la beni.Yaşamdan tat alma duygumu aldın la elimden.Her işte hayır göreceğim yerde her işte daha beteri olabilir mi sorusunu görmeye başladım yazık değil mi la bana! Kimse gülmüyor artık sayende herkesin peşine olmadık sıkıntılar takmışsın sürüklüyorsun bir şekilde..
Hey sen isyan etme diye akıl verecek olan kişi sana da diyorum isyan değil bu hayata onunla ilgili düşüncelerimi kusuyorum.Böylelikle içimde tutmuyorum atıyorum içimdeki olumsuz düşüncelerimi.Hayatın da bilmeye hakkı var onunla ilgili düşüncelerimizi...
Cuma 'ydı değil mi bu gün haftanın en güzel günü.Tadına varmak lazım hayat izin verirse tabi.Güzel bir gün olsun hepimiz için.Dualar/temenniler/iyi düşünceler olmasa berbat olurdu hayat.Ah hayat ah! Nasıl bir şeysin ki sevgi ile kızgınlığı aynı anda hissedebiliyoruz sana.

Yorumlar

kahve telvesi dedi ki…
Ama hayat bir bütün işte..eğrisiyle-doğrusuyla, iyisiyle- kötüsüyle bir bütün. Hayatla iyi geçinmenin yolu da, seçmece yapmamak, ne çıkarsa bahtımıza, aldım kabul ettim demek ....yani öyle gibi geliyor bana..
Pabuc dedi ki…
Hayat üzerine ne söylense doğru olur sanırım..Sonuçta rüya alemi gibi bir yer bitecek...
Gökhan Tunç dedi ki…
Daha geçen gündü,hepte geçmiş oluyor günler!Bir dostumu dinliyordum,başka bir dost sandığımla ilgili...Konuştukça, ben kişiliğini görüyordum.
Onun kızması kızma değildi sanki ,varsa da öfkesi ;yanlış olanaydı,kalp kırıklığınaydı,anlamsızlığınaydı basit menfaatlerin...
Onun kızması kızma değildi,o başka dünyadandı; menfaatsiz dostluklar vardı,kalp kırmayanlar,ölümüne sevenler ama ölmeyenler vardı orada...
O kendini gibi sanıyordu dünyayı,sevgi dolu,temiz,dürüst, aşık...
Pabuc dedi ki…
Güzel bir yorum..Geçen gün ,sürekli birileri hakkında olur olmaz şeyler konuşan bir tanıdığımla karşılatım sanki hiç blmiyormuş gibi davrandım (zaten daha farklı davranamazdım) sarıldım eskisi gibi hal hatır sordum şaka yaptım ama aklımın bir köşesinde bu insan nasıl öyle fenalıklar yapabiliyor vardı...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…