Ana içeriğe atla

Diyemedim ya la!



İnsan her zaman aklındakileri gönlündekileri dile vuramıyor.Ya da vuruyor da mırıltı şeklinde oluyor karşı taraf duyamıyor.Yazı konusu hakkında  nasıl ilerlerim diye düşünürken  İşler Güçler dizisinin o meşhur repliği geldi aklıma ve tebessüm ettim.Çünkü anlatmak istediğim şeyi bu kısa cümle çok güzel ifade ediyordu''Diyemedim ya la!'' Hani dizide Ahmet Kural uzun uzun cümleler kuruyor karşısında aklındaki kişi varmış gibi.Sonra tüm söylediği düşüncelerinden sonra ''diyemedim ya la!'' diyor ya kopuyorum o an.Hepimizin başına gelen bir şey çünkü bu.

Özellikle birine kızdığımızda yaşarız bu durumu.Tüm düşüncelerimizi söylemek isteriz de söyleyemeyiz;gerek duymayız, karşımızdakini ciddiye almayız ya da bıkmışızdır aynı şeyleri söylemekten onun için susmayı tercih ederiz...İç sesiniz söyleyecekleri söyler ve sonrasında ''diyemedim ya la''yı da ekleriz cümlelerimizin sonuna :)

Bir de bunun tersi durumlar var.Sevdiğiniz ,değer verdiğiniz kişiler olur da diyemezsiniz ifade edemezsiniz sevginizi.Ya korkarsınız, ya yanlış yapmak istemezsiniz,ya yanlış anlaşılmaktan tedirgin olursunuz ya da doğru kelimeleri bulamazsınız ...v.b. Çok değer verseniz de, hayat kadar çok sevdiğinizi, hayat kadar bilinmezlikler dolu olsa da sevginizi söyleyemezsiniz..Verdiğiniz değeri ifade edemezsiniz...Hani küçük bir çocuğun kaçamak yaramazlığını gördüğünüzde ''canım yaaaa'' dersiniz ya,bir insanın bir güzellik yaptığına şahit olunca ''sevgiyi hak eden''çok sevgili biri diye geçirirsiniz ya içinizden,yanınızda olduğunda sizinle bakışlarıyla konuşan dostunuz vardır da ona:'' iyi ki varsın dostum, seni seviyorum'' dersiniz ya,en sıkıntılı anınızda keşke yanımda olsaydı da bana bu durumdan çıkacak kapıyı açsaydı dediğiniz kişi için özleminizi dile getirecek kelimeleri bulamazsınız ya işte bunların hepsini bir kişi için düşünürsünüz ve söylemek istersiniz de söyleyemezsiniz...Bilirsiniz bu söyleyemediğiniz cümleler, gün geçtikçe artacaktır özlemle de birleşecek belki de, hüzün barındıracaktır içinde..ama bir türlü dile getiremezsiniz ,sanırsınız ki daha da çıkmazlara sokar söyleyecekleriniz durumu....

Hayat gariptir evet anlamaya çalışırken yaşamak da lazım..korkmamak lazım cesaretli olmak lazım ama alışkanlıkları ,sabitlenmiş düşünceleri değiştirmek de zordur hayatın içinde.Zordur ama gerçekleri değiştirmez bu durum..Salağa yatmak bile değiştiremez bu durumu :)

Böyle işte ! Hayat insana bazen karışık cümleler kurdurup anlaşılması zor yazılar da yazdırabiliyor ...Hayat işte bizimle dalga mı geçiyor anlamıyorum ki :) Ama ağlattığı gibi güldürüyor da ...Anlamadım gitti! 

Not: TT net sana sesleniyorum neti kesme desek anında kesersin ,kes dediğimiz halde kaç gündür muallakta bırakıyorsun bizi kesmedin gitti.Seni de anlamak güç yani :)

Müziksiz olmaz ,buyurun bakalım

Yorumlar

cem dedi ki…
kendini sözlü ya da yazılı ifade edememe konusunda bugün herkeste bi takıntı var anlaşılan. Ama sen istediğin kadar ifade et kendini neticede karşındakinin anladığından ötesini anlatamazsın.

mevzu budur zaar. o ttnet olayına ben hiç girmeyeyim :)
Pabuc dedi ki…
İfade edememek demeyelim de buna ifade etmekten kaçmak diyelim.Yoksa kendini ifade etmekte zorluk çeken biri değilim üstelik kim nasıl anlarsa anlasın da diyebilecek cesaretteyim de ama herkese karşı böyle olunmuyor...
Adsız dedi ki…
bende seni anlamadım gitti Ya la!
cemil
Pabuc dedi ki…
/Cemil,
Beni anlamak mümkün değil zira ben bile kendimi anlayamıyorum çoğu zaman ;) Beni anlama yazılarımdan bir şey anladın mı ona bak ;)
İ.x.İ.r dedi ki…
hayat zor be kamil..

diyemedim ya la :))
Pabuç dedi ki…
/İ.x.İ.r ,

Ne gülüyorum bu diziye ,sen de mi izleyengillerdensin ;)
Budeliçocuk dedi ki…
Yorum yazdım ama gelip gelmediğinden emin değilim..
Pabuc dedi ki…
Bu yorumdan başka yorumunuz gelmedi,malesef.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…