Ana içeriğe atla

Ben Fotoğrafladım, Siz Öyküyü Yazın Artık






Yorumlar

Profösör dedi ki…
İlginç bir yöntem. Herkes öykü yazabilir mi buna. Benim son öyküm bir pinokyo bebek. Son postum.

Kedileri severiz. Onlarla oynarız. onlar da bizilerle oynarlar.
Dişi kedi trip atıp içeri gidiyor... Bir süre Ufka bakıp sigarasını tüttüren erkek de akabinde peşinden gidiyor...:)
M.Ihsan Tatari dedi ki…
*Birinci kare:
Tekir: Niye getirrrdin beni buraya Niyazi?

Siyah-Beyaz: Niye mi? Evlendiğimiz günden beri tatil tatil diye başımın etini yiyen sen değil miydin Mualla? Zıplatma pirelerimi!

*İkinci kare:
Tekir: Tatil mi? Valla mı? Ciddi misin sen Niyazi? Ay patilerime inanamıyorrrum!

S.B: Ciddiyim tabi ki balık kokulum. Bak ikimize özel tekne bile tuttum. Durrr da motorrrru bir çalıştırayım, denize açılalım hele. Mihahahayyy!

*Üçüncü kare:
Tekir: Miy-Ayy! Vallahi de doğru. Aferin sana be Niyazi! Kedi olalı bir farrre tuttun sonunda. Niyazi?

*Dördüncü kare:
Tekir: A-a? Nerrreye gitti bu herif? Niyaziii. Aslan kocacığım benim. Nerrredesin mi-yahu?

*Beşinci kare:
Tekir: NİYAZİ! Allah belanı vermesin senin, tüyleri dökülesice! Terrrk ettin di mi beni? Mmmeyvahlar olsun! Nasıl gerrri döndüreceğim ben şimdi bu tekneyi? Kuyruğun kopsun inşallah Niyazi. NİYAZİİİ!
kahve telvesi dedi ki…
İlk kavgaları değildi bu aslında.. Ama son zamanlarda sık aralıklarla tartışır olmuşlardı. Birliktelikleri boyunca aralarındaki sınıfsal farklılık yüzünden, aileleri ve arkadaş çevrelerine karşı hep el ele mücadele etmişler, üstesinden gelmişlerdi.Tam artık sorun kalmadı dedikleri anda, birbirlerine düşmek ikisini de rahatsız ediyor ama buna engel olamıyorlardı.
O gün yine tartışmışlar , " madem olmuyor ayrılalım" kararını almışlardı.Kont mağrur duruşu, aşağılayıcı ifadeleriyle püsküllüye yine sataşmış, püsküllü " aşk bitti madem, onurumu bari kurtarayım " düşüncesiyle , bir zamanlar iyi kötü çok şey paylaştıkları bu yuvayı ( teknemsi şeyi :)) terk etmeye yeltenmişti. lakin bu kadar kolay değildi. Son kez arkasına dönüp baktı konta. hani bir bakışını, gitme diyen bir tavrını görse vazgeçecekti. Kont çoktan arkasını dönüp gitmişti. Püsküllü bir kez daha yıkıldı. Anladı ki, sevgisini görmeyene görünmenin anlamı yoktu.. hiç düşünmeden bıraktı kendini denizin soğuk sularına...
( yazdığım hikayeden kişilik tahlilimi yapmaya kalkanı vururum )
Hayal Meyal dedi ki…
ne yazalım buna şimdi :/
BANU dedi ki…
Siyah beyaz kedi teknenin sahibiymiş. Bir ara bir bakmış ki tekirin biri tekneye çıkmış, ortalığı kokluyor. Hemen yanına gitmiş, bana bak demiş, buranın sahibi benim, benden izinsiz koklayamazsın etrafı! Bizim tekir bu durum karşısında biraz tırsmış ama yine de kediliğe şey sürdürmemiş, yok yeeaa demiş, ben senin teknende pişen yemeği değil, iki saat önce yanımdan çekip giden sevdiğim adamın izini bulmak için kokluyorum demiş. Bunu duyan siyah beyaz çok üzülmüş. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamış. Sonra demiş ki; canım yaa, bunu bilseydim böyle eşşeklik yapar mıydım sana hiç? Çok üzüldüm bak şimdi. Bizimki de demiş ki; eh madem üzüldün, aynı zamanda acımışsındır da bana. Eğer vaktin varsa bi yardım et de benim adamı bulalım. Siyah beyaz da demiş ki; çok isterim ama ne yazık ki yerimden kıpırdayamam. Mutfakta soğusun diye bıraktığım yahni var, eğer buradan ayrılırsam mahallenin bütün kedileri dolar tekneye. ama dur bi dakka, aklıma bi şey geldi. En iyisi şöyle yapalım; ben yahniyi ortadan kaldırmaya gideyim, sen burada dur, ben gelince de beraber çıkıp ararız senin adamı. Tekir peki demiş. Teknenin kıç kısmına geçip gözcülük etmeye başlamış. Sonra ne olduysa olmuş, fotoğrafın teknenin hangi açısından çekildiğini ve kuyruğu görünen kedinin hangi kedi olduğunu anlayamayan tekir, hikayenin böyle ortalarda kalmasına dayanamamış ve yine hangi açı olduğunu çıkaramadığı tarafa doğru gitmiş. Denize doğru dikkatlice bakmış. Aaaa o da neymiiişş? Sevgilisi yandaki teknede değil miymiiişş :)) Tekneden tekneye bi çırpıda atlamış. Seni çok özledim, nerelerdeydin faslını geçmişler, henüz fotoğraflara yansıtılmayan evlerine doğru mutlu mesut yürümüşler :) Teknenin sahibi siyah beyaz da yahninin suyuna ekmek banma kısmına geçtiği için bir daha ortaya çıkmamış :)

Neşeli bir anıma denk gelince böyle bir şeyler çıktı :) Umarım tebessüm ettirebilmişimdir :) Fotoğrafları çeken ellerine, gözlerine sağlık ;)
Adsız dedi ki…
tebesüm değil kahkayayla okudum :;) bravo hepinize....
Pabuc dedi ki…
Cidden harikasınız fotograflar anca bu kadar güzel öykülendirilebilirdi :) Tebessümle okudum yorumlarınızı var olun güzel dostlarım..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…