Ana içeriğe atla

Twitler ve RT'ler


Günün sorusu:İnsan birini sevdiğini nasıl anlar ? Alayım cevapları..

 :)) onu görmek istersin sürekli iletişim halinde olmak,görünce heyecanlanırsın,gözlerine bakmak isterken bakamazsın


 sürekli naptığını merak edip özlersin, yanındayaken bile özlersin, hiç bi hatasını görmez tam bi zombiye dönüşürsün :))


  Kapiyi calarken ,kim o derken Ben Geldim yerine Sen geldin varsa hayatimizda o is tamammm..


Bir şey olsa da (mesela biri hata yapsa da )laf manyağına çevirsek,saldırı oklarını o yöne çevirsek diye pusuda yatan tipler var

Ya insan gibi konuşmayı bilmeyenler en azından bir süre hiç konuşmasalarda kafamızdaki insan imajları sabit kalsa

İki Seçenek Var: Ya Kabeye yüreğini koymak, ya Kabeyi yüreğine koymak. Sen ikincisini yap, yüreğin yürüyen Kabe olsun.

Mükemmel olduğunu düşünen insanlar sizler için üzülüyorum ,işiniz çok zor her daim mükemmel görünmek için uğraş veriyorsunuz ,size de yazık!

iki seçeneğinde iyi olduğu durumlarda da seçim zor

Bile bile kötülük yapanların, sürekli aynı hatayla kalp kıranların İsmail Abi ağzını burnunu kırsın emi ;)

Hani siz edebinizden susarsınız da karşınızdaki de kendini haklı sanıp havalara girer ya o zaman keşke panter olaydım dersiniz ;)

Aynı hatada ısrar etmemiz ne kadar garip.Başkasında görsek aynı hatayı eleştirirz bi de ..tuhaf yaratıklarız vesselam

Her şeyi bildiğini sanıp bir de akıl vermiyorlar mı bitiyorum size ..Ne yaşadınız ki neyin aklını dağıtıyorsunuz

Zayıf insanların en çok kıskanılacak yanı istediklerini istedikleri kadar yiyebilmeleri

Sürekli tlf kaybeden, şarj etmeyi unutan ya da tlf açmayı unutan hatta tatilde gittiği yerde tlf unutan kişiye Pabuç deniyor :/


Saygılı olmak o kadar da zor olmamalı.En azından çeneni tutmak bile saygı olaiblir onu bile başaramayanlar var













Yorumlar

Profösör dedi ki…
Güzel twitler.. Sevmek, sevdiğini kaybetmekten korkarak yaşamaktır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…