17 Ekim 2012 Çarşamba

Size Sizi Hatırlatan Olaylar ve Şahıslar Olmalı Bazen


  Bazen unuturuz kim olduğumuzu, düşünce dünyamızda arkaya ittiklerimizi ama asıl bizim biz olmamızı sağlayan özelliklerimizi..Bazen, hiç olmadığımız kadar farklı hallerde buluruz kendimizi ''Bu ben değilim ,neler oluyor bana..''deriz hayatın içinde.Neşeniz gitmiş yerine her daim kendinizden uzak tutmaya çalıştığınız karamsarlık gelmiş ve yüreğimizin orta yerine yerleşmiştir.Onun ağırlığıyla yüzünüz de gülmeye güç bulamaz hale gelmiştir..Bazen, hayallerimizi iteler iteler boş bir odalara sıkıştırırız düşünce dünyamızda...Yer kalmaz hale gelmiştir artık ötelediğiniz hayallerinizden ,yeni hayallere..

  Siz değil miydiniz neşesiyle ışık saçan  etrafına, siz değil miydiniz gelip geçici üzüntülerin üzerinde durmamayı tavsiye eden ,siz değil miydiniz hayata bir defa geliyoruz güzelliklerini(manen) doyasıya yaşamalıyız diyen,siz değil miydiniz ölüme kadar bize sunulan hayatın içinde hep olumlu kalabilmeyi başarmakta kararlı olan...Peki ne oldu da uzaklaştınız bu inandıklarınızdan? Neden kendi kendinize inanamayacak duruma gelmiştiniz..Buna bile cevap veremeyecek bir halde kalabiliyorsunuz işte zamanla...Hayat mı yoruyor,insanlar mı köreltiyor isteklerinizi  bilinmez ama bazı şeyler zamanla siz istemeseniz bile eziyor sizi..de zamanla olduğu için farkedemiyorsunuz bunu,acı bir gerçeğiniz oluyor bir süre sonra bu durum hayatınızda...

  Günün birinde bir şey oluyor ya da birileri çıkıyor karşınıza ve siz şöyle bir silkelenip ''Nelere oluyor bana!'' diyorsunuz kendi kendinize.''Nasılda bu kadar olmak istemediğim kişi oldum ben!'' diyorsunuz da hayatında ilk defa aynaya bakmış biri gibi şaşırıp kalıyorsunuz cevabını veremediğiniz bu sorular karşısında.Karşınızdaki kişide kendinizi görmeye başlıyorsunuz.Bunları ben birilerine söylüyordum bir zamanlar şimdi nasıl bir çıkmazdayım ki dost bildiğim yürekler şimdi bana söylüyorlar bu olumlu telkinleri diyorsunuz..Dinliyorsunuz,onaylıyorsunuz ama içiniz cız ediyor bulunduğunuz ruh halinizden dolayı...Size yine sizin gibi (ama eski haliniz) biri kim olduğunuz hatırlatınca hoşunuza gidiyor bu durum.Evet diye onaylayarak devam ediyorsunuz dinlemeye yüreğinize dokunan kişiyi/kişileri...Çünkü sizin için en önemli mekandır yüreğiniz ve oraya dokunabilenler zaten o yüreğe yakın olan ve orada olması gereken kişidir/kişilerdir.Siz yüreğinizi açmadan onlar bir şekilde o yüreğe girmeyi başarmışlardır çünkü.Asıl değerli olan da bu değil midir zaten...Siz bir kitapsanız onlar sizi okumuşlar ve anlamışlardır...Ve onunda için de yüreğinizde yer edinmişlerdir

  Olumsuzlukların sonunda kendinize dönebilmeniz için büyük olaylar değil;görünürde küçük ama içeriği büyük olaylar ve sizi size hatırlatacak yüreklerin karşınıza çıkması yeterli oluyor bazen...Nasıl ki küçük olaylar zincirleriyle ya da kişilerin olumsuz telkinleriyle kabuğunuza çekilmişseniz bunların tam tersi durumlarla da kendinize gelmeye başlıyorsunuz..Bu düzelme süreci de zaman alıyor ama siz sabretmeyi kafaya koyuyorsunuz bu yolda...


  Siz sürekli olumsuz cümle kuran,ruhu çıkmazlarda sıkışmış kişi değildiniz oysa bir zamanlar..Bu kadar zavallı değildiniz aciz olduğunuzu biliyorsunuz ama kalkmasını da bilirdiniz, sevgi sizi her daim ayakta tutan güçtü,önemsemezdiniz sizi üzenleri bile...Ağır mı geldi iteledikleriniz, öteledikleriniz! Artık en azından bunları düşünmeye başlıyorsunuz ve olumsuz düşüncelerinizi düzeltmek için olumlu düşünmeye başlıyorsunuz...İlk adımı atıyorsunuz kısacası...


Radyoda çalan parça 

9 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Dostluğun gayesi de bu değil midir zaten..Ayağımız sürçtüğünde, yoldan kaydığımızda, kendimizden uzaklaştığımızda " neler oluyor sana " diyen birini istemez miyiz hep yanımızda...

Profösör dedi ki...

Dostluk bunu gerertirir zaten. Her zaman yanında olduğunu hissettiğin değerdir dostluk...

Volkan DENİZ dedi ki...

Öyle olmalı ki. Hatırladığınızda yüzünüzde beliren tebessüm yüreğinizdeki çırpınışla birleşmeli ve sonsuz bir mutluluğun içinde hissettirmeli...

cem dedi ki...

evet evet birileri çıkıp şu ruh halinden çıkartsın beni misal, gerekirse ağzımı burnumu kırabilir kalıcı hasar bırakmamak kaydıyla.

bir de herkes aynı hayatta yı dinledim yine hazır gelmişken, ne güzel şarkı...

Pabuc dedi ki...

/kahve telvesi,
işte o dostları bulmak ya da onlarla bir şekilde karşılaşmak nadir şeyler....

/Profösör,
Yanınızda olmasa da sevgisini hissedebildiğiniz kişilerdir dostlar değil mi..

/Volkan DENİZ,
Ah işte o yüzdeki tebessümle yürekteki çırpınış aynı kaynaktan gelse de...neyse cümleyi tamamlayamadım ya hu :) Tşkler güzel yorumun için..

/cem,
Dostlarını ara onlar bu işi kalıcı iz bırakmadan yapabilecektir ..Evet ya ne güzel şarkıdır o şarkı, asla bıkmayacam ben de dinlemekten..

cem dedi ki...

bak geldim yine dinliyorum, efkarlanıyorum vs. sebebi sensin yani :)

Pabuc dedi ki...

/cem,
Peki ben daha şen şakrak parçalar bulup ekleyeyim bloga onları dinle efkar dağıt,nasıl olur :)

Erdi Karadeniz dedi ki...

Dostluk üzerine pek bbir şeyler diyemiyorum. Dertliyim galiba bu konuda, sinirli, kırgın, üzgün vs.

Şunu gördüm bugün twitter da: Yazıyla uyuşmuyor ama benim için çok anlamlı gibi...

"Dostum demek için her zaman erkendir, aranız bozulduğunda arkanızdan ileri geri konuşmayıp,asilce susuyorsa 'dostumdu' dersiniz."

Pabuc dedi ki...

/Erdi Karadeniz,
evet çok güzel sözmüş gerçekten..Ama öylelerini bulmak öyle zor ki en tehlikeli düşmandır da dostlar çünkü sizi bilen kişilerdir onlar..Her şeyinizi zaarlarınızı hatalarınızı bilenler..Biten dostluklardan sonra ki dost değllerse kuvvetli bir düşman olurlar..Allah muhafaza öylelerinden diyelim :) Ben dostlarımdan(sayıları çok az da olsa) beni samimice sevsinler istiyorum artık fazlasını beklemiyorum ............

Ya Rabbim Şükür, 28 Kasım !

Nasıl başlasam da kendimi ifade edebilsem diye geçirdim içimden ...Sonra hatırladım ben sadece içimdeki sese göre davranan biriyim niye ne...