Ana içeriğe atla

İstanbul


İstanbul'da yaşayanlara Allah sabır versin başka diyecek sözüm yok.5 Dakikalık mesafedeki  köprüye 1:30 saatte varabildik ya pes diyorum da başka bir şey diyemiyorum.Giderken hiç sorun yaşamadık ama yaşamadığımız tüm sorunların acısını trafik çıkardı bizden vesselam..
Neyse en azından bu kısa süreli tatil de biraz gezdik bu da yanımıza kâr kaldı.


Pazar günü SultanAhmet'e gittik hem de hiç sorunsuz.Hatta park yeri sorunu BİLE yaşamadık o derece hayretler içerisinde kaldık! Anlatacak konu çok çıktı ama şunu söylemek istiyorum ki Ayasofya girişindeki kuyruk İstanbul trafiğini aratmıyordu! Kaç kişi vardı sayamadım ama bir hayli uzun giriş kuyruğu vardı.Çok şükür ki bizim geçen seneden kalma müze kartlarımız yanımızdaydı da içeriye rahatlıkla/beklemeden ve ücretsiz girdik.Bu arada giriş ücreti 25tl Ayasofya'ya (içimden bit yuh çektim bilsinler) Sonra hazır gelmişken Topkapı Sarayını da girdik ama kutsal emanetlerin olduğu bölüme giremedik,bilin bakalım neden ? Tabi ki göz korkutucu kuyruktan dolayı..Orayı  önceden gezdiğim için bu sefer girememiş olmak beni pek üzmedi (neyse ki) Turistlerle aynı günü seçme gafletinde bulunmamız bir kayıptı kabul etmem lazım ama ben nereden bilebilirdim ki ben de bir nevi turist sayılırdım İstanbul'da...


Bir kaç günlük İstanbul macerama trafik damgasını vurdu vesselam...Eskisi kadar sıcak değildi bu sefer İstanbul çooook şükür.İyi tarafından bakmak lazım durumlara değil mi!!! Çok fazla fotoğraf çektim, onları da zamanla paylaşırım artık blogumda...











Sadece bir kısmı Ayasofya giriş kuyruğunun..




İkinci kata çıkan yol beni hep ürkütüyor


Turistlerin çoğu buranın resmini çekiyordu
benim onlardan ne eksiğim var dedim ben de çektim ;)


Bunun ne olduğunu bilmiyorum merak edip de okumadım (yuh bana)
Sadece güzel gördüm, fotosunu çektim ;)


Devam edecek....

Yorumlar

cem dedi ki…
o testi gibi duruyor. oturma yeri de var, abdest almak için yapılmış gibi duruyor.

bilmeden böyle atmak da gerçeği öğrenince komik olabilir..:) ayrıca okumadın ya gerçekten helal sana, ne meraksızmışsın..:)

bir de istanbuldadır hayat ya hep...
SİHİRLİTORBA dedi ki…
Buralara geldin demek.ne iyi ettin.alistik biz bu trafige ;) demek Ayasofya yi 25 e cikarmislar...bi yuh da benden olsun o zaman...
Çok özledim çok.. Türkiye`mi hele İstanbul`u çok özledim..
Teşekkür ederim paylaştığın için..
Az biraz teselli oldu ;)
Pabuç dedi ki…
/cem,
ya sorma tanıtım yazısınında tam önünden geçtim halbuki...Tembelin önde gideni oldum bu aralar tüm suçlu psikolojim anlayacağın...

İstanbul hayat mı bilmiyorum ama İstanbul bildiğin yarış orası kesin..Allah kolaylık versin orada yaşayanlara..da bize de tabi..

/SİHİRLİTORBA,
evet ya 25 lira el insaf yaa :) Trafiğe alıştıysanız sizde çelik gibi sinir olmalı:)

/Neşvünema bulmak..
Rica ederim :) Fotograların devamı gelecek inş umarım özleminizi bir nebze olsa dindirebilir..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…