Ana içeriğe atla

Çok Güldüm ,Israr Edesim Geldi!

Böyle karışık bir yazıya en çok bu resim yakışırdı!
-Ay çok güldüm/güldün kesin ağlayacam/ağlayacan sözünü söyleyenleri hem anlamıyorum hem de çok kızıyorum.Ya güzel güzel gülüyoruz/eğleniyoruz işte ne diye içine sirke dökme gereği duyuyorsunuz ki! Ya ağlayacağımız varsa zaten gülmesek de ağlayacağızdır bunu neden güldüğümüz anların kara bulutu olarak gündeme getiriyorsunuz ki!...Tepene kurbağa da yağabilir ama bunun gülmekle bir alakası olmaz yani, lütfen güzel anların felaket tellalcısı olmayınız...


-İnsanlarla bilinçli bir şekilde alay edilmesine tabi ki her vicdan sahibi gibi ben de sinir oluyorum AMA bazı insanların komiklikleri(insanların saçmalamalarını) zeki bir şekilde eleştirenlere hayranım..Farklı bir konudan bahsediyorMUŞ gibi yapıp asıl dikkatin saçmalamaların olduğunu anlamamızı sağlayan o zeki insanlar seviyorum sizin aklınızı...


-Bunu sürekli söylüyorum -hatta sürekli tekrarladığım için kendimi kocakarı gibi hissediyorum- ama yine tekrar edeceğim:Isrardan nefret ediyorum..N'olur gel,nooolur ye,nooolur al ve benzeri cümlelere katlanamıyorum.Ben neyi isteyip neyi istemediğimi bilmiyor muyum ki ısrar ediyorsunuz kardeşim!...İstemediğim şeyler için neden ısrar ediyorsunuz,neden istemememe(memememem) saygı duymuyorsunuz, neden neden neden!...


-Bir arkadaş toplantısında ya da ne bileyim yeni girmiş olduğunuz bir ortamda esprileri şıp diye anlayan kişilere hayranım..Fıkra anlattığınızda anlamayan gözlerle bakıp ''bir daha anlatsana ''diyenlerin tam tersine espri yapa, yapılan esprileri anlayanlar candır can...Espri dediğin anında anlaşılmalı yoksa bir değeri kalmaz ki ya hu....o an gülmediysen sonradan anlamanın/gülmenin bir önemi yok ki...

Yorumlar

Yazdıklarınıza tamamiyle katılıyorum:
Aslında bir olayı karşısındaki kişiye tam manasıyla aktarabilmek bir yetenek meselesi. Bu her kişiye nasip olmayan bir erdemdir. Bu erdemden yoksun olan insanlar genellikle olayın göbeğinden olaya girerler, kendi kafalarındaki kısa cümleri size aktarıp anlamanızı beklerler ve doğal bir şekilde anlamamanız karşısında sizi (affedersiniz) salak olarak nitelendirirler. Birde üstüne üstlük bunun nesini anlamıyorsun derler :) Tuhaf bir durum :)

Bende aynı şekilde ne konuda olursa olsun insanların sürekli ısrar etmelerinden hiç hoşlanmıyorum. Bir konuda duyduğum ilk cevaptan ötesi yoktur. Belki bir kez daha söylenebilir ama yüzsüz gibi defalarca söylemek,ısrar etmek hiç hoşuma gitmiyor.
Baki dua ve selam ile..
Erdi Karadeniz dedi ki…
Ne güzel demişsin ya dört paragrafa da katılıyor gibiyim :)

Allah kimseyi esprisini açıklamak zorunda bırakmasın :D
kahve telvesi dedi ki…
Bir ekleme de benden...Tamam yalan söyleyenlere herkesin tepkisi aynıdır ama aptalca, hiç bir inandırıcılığı olmayan, yani karşısındakini aptal yerine koyan "acemi yalancılar" a daha bir fazladan kızıyorum..Boşuna dememişler, yalan söyleyebilecek kadar zeki değilsen, dürüst ol diye... Bir ekleme dedim ama, hani şu genelde izdivaç programlarında moda olan " beni taşıyabilecek biri " lafına müthiş sinir oluyorum. duyan da söyleyen zatın büyük bir holdingde müdür ya da ceo olduğunu zannedecek...
SİHİRLİTORBA dedi ki…
her zamanki gibi tesbitler mükemmel ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…