Ana içeriğe atla

Yalan Olanlar...!

Hani birilerine güvenirsiniz de sonunda yalanlarını yakalarsınız hiç ummadığınız zamanlarda.Herkesin tepkisi farklıdır bu durumlarda;kimi yalanı sahibinin yüzüne vurur,kimi araştırır  boyutunu ve zaman dilimini, kimi umursamaz unutur, kimi siler atar karşısındakini...

Çok büyük yalanlarla karşılaşmadım çok şükür .Belki de karşılaştım da farkına varmadım çok da umurum da değil.Sonuçta fark etmemişim, beni salak yerine koyan koymuş bir de bunun keyfini sürmüş demektir.

Bazen insanlar gözünüzün içine baka baka yalan olabiliyorlar.Yalan konuşuyorlar demiyorum tamamen yalan oluyorlar.İsteyen istediği gibi olsun da bu benim midemi bulandırıyor kötü oluyor.Ne sanıyorlar ki, saçmalıklarını,yalandan davranışlarını söylemiyoruz diye yediğimizi mi sanıyorlar(gerçi yediklerimizde oluyordur dünya hali ama benim sözüm yemediklerime) Yalan söylemek farklıdır yalan olmak çok başka.Adının,sanınız,işiniz yalan olabilir(söylerseniz olur) ama duygularınızın yalan olması sizin yalandan ibaret olmanızdır.Bu da (duygularınızda düşüncelerinizde)yalan olduğunuzun anlaşılması da sizi YOK yapar karşınızdaki kişinin gözünde ve gönlünde.Yalanın bini bir para, örnek vermeye kalksak buradan Ağrı'ya değil Himalayaya yol olur..Ufak tefek yalanlar söyleriz bizlerde ara sıra (ki gerçeklerin söylenmemesi de ufak çaplı yalan sayılabilirse mesela!) ama yürek yakacak boyutta olmaz bunlarda asla..Hiç yalansız yaşamaya gayret etmeliyiz bu da en doğrusu tabi ki...

Peki neden böyle bir şey yapar insanlar..Neden duygular konusunda samimi olmadıkları halde samimiyMİŞ gibi davranırlar..Neden böyle bir şey yapma gereği duyarlar.Neden sevmediği birine ilgili davranıp seviyormuş,değer veriyormuş gibi davranırlar  ki! Bu nasıl bir mantıksızlık...Kazancı nedir böylelerinin..Bir kaç güzel samimi söze mi muhtaçtırlar ki bunu elde edebilmek için yalandan kişiliğe bürünürler ..! Madem gerçekten seviyor ,değer veriyor ve kaybetmek istemiyorlar ,peki o zaman  insan sevdiklerine yalan söyler mi? Böyle de karmaşık bir durum..Bunların cevabını bilemiyorum bildiğim bir şey var ki;

Birinin bana yalan olduğunu anladığım an onun istediğini oyunu oynamaya devam ederim.Uysal görünsem de (ki uysal falan da görünmem ben) koyun değilim yani  öyle bir şeyi sezdiğim zaman oyunlarına devam etmelerini sağlar eğlendiklerini sanırken onlarla eğlenirim..Yaparım bu fenalığı ..Yeter ki hak etsinler.Madem oyun oynama meraklısı oynarız biz de ,mutlu ederiz onları ! Adını,işini, ne bileyim eğitimini yalan söylesen bir yere kadar ama duygu düşünce samimiyetinde yalansan sen yoksun yani ...Kaçarı yok, yalanını kefenin yap git hayatından insanların yani diyecek söz yok..Hiç kimsenin bir başkasının samimiyetini ,yüreğini kullanmaya hakkı yok..Oyun oynarken oyuna gelebilir böyleleri benden söylemesi ...

Böyle yalan insanlar yüzünden yıkılan hayaller duymuşuzdur hepimiz..Tamiri mümkün olmayan kalp kırıklıkları..! Böyleleriyle karşılaştırmasın Rabbim bizleri.Sonra oyunlarına oyun katmak zorunda kalmayalım..Kimse bir başkasının yalan olması yüzünden acı çekmesin inşaallah...Her şeyin yalanına katlanılabilir (!) belki ama sevginin yalanı çok acı oluyor görüyoruz duyuyoruz..Böyle bir şey yaşamadım, yaşatmasın da Rabbim ama duyuyoruz ,okuyoruz, görüyoruz böyle şeyleri ve üzülüyoruz onlarla birlikte...Birilerinin sevgi ve samimiyet konusunda tüm ümitlerini yıkmaya kimsenin hakkı yok..Sevgiye güvenini sarsmaya da kimsenin hakkı yok...!

Yorumlar

mel dedi ki…
Yalanla gelen hayal kırıklıklarını çoğu kez yaşadım bende, kötü bir tecrübe ama her insan muhakak yaşıyor sanırım ufacık tefecık de olsa.
Yalandan sonra en iyi yaptıgım sey kabuguma cekılmek oldu, ınsanın canı acıyor, kendını muhafaza etmek ıstıyor.
Çok guzel paylasmıssın, anlatmıssın.
tşkler...
Pabuç dedi ki…
/mel,
evet kötü bir durum ama yaşanıyor yalanın her türlüsü..En çok üzüldüğüm de insanların başkalarına güvenleri azalmaya başlıyor..Çok şükür ki kötü kadar iyi de var,yalanlar kadar samimiyetler de gerçek bu dünyada..
mit dedi ki…
Vallahi yazacağım mim yazısını yahu! Yemin ederim. Yalanım varsa şu blogdan öteki bloga gitmek nasip olmasın :) Şimdi lütfen o elinde sopayı yere koy. Ah, kafam! :)))
Profösör dedi ki…
Yalan dünya derler ya. İnsanlar dünyaya ne kadar meyli varsa sanırım, yalanla dolanla iç içe yaşayabiliyorlar. Yazı çok güzeldi. Çok önemli bir konu bu.. Yüreğine sağlık..
Volkan DENİZ dedi ki…
Duygusal yalanlar konusunda çok haklısın ama küçük bir ayrıntıyı da gözden kaçırmamak lazım. Aslında hiç kimse yalandan seviyorMUŞ gibi yapmaz. Yapamaz. Başlangıçta her iki taraf ta açıktır birbirine ancak sonraları işte ne olursa olur. O kişi bambaşka bir kişi oluverir. Erkek için takıntılı olduğu bir hedefi vardır hedefi ele geçirince vazgeçer sevmekten. İşte o an anlar aslında sevmediğini. İçindeki hayvani dürtünün onu teslim aldığını. Kadın için durum biraz daha farklı. İhtiyaçlarla doğru orantılıdır hepsi. Kullanmaktan hoşlanır maddi manevi.
İnan her ikisi de çok yıkıcıdır ama hep erkek kötü tarafmış gibi gösterilir. Oysa ki duygu sömürüsünü en çok yapan kadınlardır.
Bunu ben demiyorum araştırmacılar diyo :)

Yalanın tarifini yapmaya kalkışmak anlamsız olur tabii ama bana göre ikili ilişkilerde yalanın beyazı da pembesi de olmamalı. Bir kere yalana düştümü insan doğru yolu zor bulur çünkü...
Sevgiler, saygılar...
uzunincebiryol dedi ki…
Yalana tepkim zamanla değişti benim, gençlik yıllarımda yalanını yakaladığım kişiden tamamen soğur ve yalanını yüzüne vururdum, gözlerinin içine bakar onu mahçup etmek isterdim. Şimdi ise böyle düşünmüyorum, nedenini merak ederim yalanın ama affettiğim için değil sadece merak, insanı yalan söylemeye neyin ittiğini merak ederim. Sonra da herkes kendi yoluna artık o insanla ilişkimi bitiririm zaman geçirmem. Eğer mecburiyetten yani aynı iş yerindesindir mecbursundur görmeye tamamen düz bir iletişim geliştiririm, özel hiç bir şey konuşmam, samimiyetimi keserim, yaklaşma eğilimini bertaraf ederim, bir süre sonra o benim kendisinin kafa dengi olmadığını düşünür, o öyle düşünsün, ben kafa dengi olmayayım yeter ki benden uzak dursun diye düşünürüm artık eskisi kadar insanlar ne düşünür demeyi bıraktım, Allah'ım Allah sevgisini içinde taşıyan, insanı seven, bütün canlıları kırmaktan korkan insanları bizlere nasip etsin inşallah:)
Pabuç dedi ki…
/mit;
acaba hangi mim ki merak ettim şimdi;) Hem elimde sopa yoktu o terlikti korkmana da gerek yoktu çünkü pofidik(!) terliklerdendi:)

/Profösör,
teşekkürler Hocam ,siz den ''güzeldi yazı''sözünü duymak çok hoş inanın..

/Volkan DENİZ,
Seviyormuş gibi yakınMıŞ gibi dostMUŞ gibi davranan insanlar var var emin ol..Hatta arkandan hiç de dost gibi davranmadıklarını bildiğin halde öyle davranmakta ısrar edenler de var (bir şey biliyorum da söylüyorum) ;)

Yalanın kadını erkeği olmuyor her kim söylerse söylesin sonuçta acı çeken birileri oluyor..Güveni sarsılan kişiler oluyor bu da üzücü oluyor tabi...Ben de erkeklerin daha çok yalan söylediklerini düşünenlerdenim gerçi benim düşüncem bilimsel değil ama işte ;)


/uzunincebiryol,
ben de insanların hep değişe bileceklerini düşünür dururdum (gençken ;) ) şimdi ise umurumda olmuyorlar aynen onlar gibi davranıyorum kendilerine..görünce hiç bir şey yokmuş gibi sohbet ediyorum ama elimden geldiğince de uzak duruyorum..Kendi iyiliğim için :)

Ve duana da can-ı yürekten AMİN diyorum...
elif dedi ki…
müleykem önce deneme için yazıyım snr yorumu gönderecem :)))
Pabuç dedi ki…
:)) tmm cnm
Kalemzâde dedi ki…
Kimse yalanı sevmez ama sözüm meclisten dışarı başkalarına reva görür maalesef bu böyle.
Pabuç dedi ki…
Ben söylemiyorum demedim ki ''doğruları söylememek de yalansa''bunu da ister istemez yapabiliyorum mesela...

Can yakan yürek dağlayan yalanlardan uzak etsin Allah bizleri..Çünkü onları da duyuyoruz görüyoruz..
Adsız dedi ki…
ne çok yalan söyler olmuşuz. ne çok yalana layık görülmüşüz pabuc.

öyla ise derim ki gözlerini bir noktaya dikip dalan insanlara saygı duyun ve acıyın.. konuşamayandır onlar. onlar hayatın tüm gerçekleriyle karşılaşanlardır. çok şey bilipte hiç bir şey bilmeyenlerdendir..bilirlerki bilmek insanı susturur..onlar suskunluklarıyla ödüllendirilirler.

etrafa umut dolu gülümseyen gözlerle bakana ise şefkat gösterin onlar bir çocuk saflığınla hayatın gerçeklerini arayan masum samimi çocuklardır.

bu her iki yüzlerde bu alemde mevcud.

çocuklar neden büyürler ki pabuc?
neden büyümenin güzelliklerinden bahsedip çocukları yalanla büyütüp sonrada hayatın gerçekleriyle baş başa bırakırlar ki? şimdi söyle bana büyüten mi suçlu, büyüyen mi?

yorumum konuyla çok yakın alakalı değil ama uzaktan akraba sayılabilir bel ki içimdekileri paylaşma gereyi duydum sadece..
Pabuç dedi ki…
Dünyanın güllük gülistanlık olmadığını hepimiz bir şekilde öğreniyoruz..İmtihan dünyası işte..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…