Ana içeriğe atla

Yine Dayanamadım

 Riyakarlık konusunda sürekli kızmayacağım ve konuşmayacağım diyorum ama kendimle çelişeceğim yine bu yazımda.Çünkü dayanamıyorum yapılanlar karşısında.Gözünüzün içine baka baka size numara yapılmasına katlanamıyorum .Beni asıl rahatsız eden de o kişilere yaptıklarının farkında olduğunuzu ve gözünüzde değerlerinin gün ve gün bittiğini söyleyememeniz.Yüzünüze iyi davranırken arkanızdan kendilerince (haklılık kılıfına bürüyerek) kuyunuzu kazmalarını anlamıyorsunuz.İçinizde var olan(hala ölmemiş duygularınızdan olan) insana saygı duymanızdan  dolayı biraz empati kuruyorsunuz ama yine de yapılanların doğruluğu sonucuna varamıyorsunuz.Haksızlığı,yüz yüze bakıyor olduğunuz ve bakmaya mecbur olduğunuz kişilerin yapması gerçekten çok zor durumda bırakıyor sizi.Siz sessizce yapılanların farkında olarak izliyorsunuz onları/olanları ,onlarda  da menfaat oyunlarına devam ediyorlar.Siz Allah'ın adaletine sığınıp susuyorsunuz onlar ise kendi hakları olarak gördükleri bir çok şeyi haksızlıklarla kullanıyorlar.Bir çeşit yalancı böyleleri...


 Beni korkutan, insanların kötü olması ,menfaatçi olması ya da riyakar olmasından daha çok bu olanların/yapılanların beni katılaştırması.Bunu istemiyorum içimdeki güven duygusunu,sevgiyi ,samimiyeti hak etmeyecek kişileri gördükçe bu duygularımın yüreğimde sıkışık kalmasını istemiyorum.Yüreğimin bu tür şeylerle sıkışıp canımın sıkılmasını istemiyorum.Gerçi yüzünüze baka baka riyada bulunulurken tansiyonunuz oynamaması biraz zor ama güzellikleri düşünerek geçiştirmekten başka elinizden bir şey gelmiyor.Dedim ya eğer bu tür şeyler yüz yüze bakmak zorunda olduğunuz kişilerden gelince durum çıkmaz sokakta kalmak gibi oluyor.Bir süre sonra siz de onlar gibi numaradan bir kaç tebessümlü cümle kuruyorsunuz ve anın geçmesini bekliyorsunuz.Yine midenizde kramplar (bulantıya bağlı) oluşuyor tüm numaradan samimiyetleri gördükçe ama sabretmek zorunda olduğunuz için susuyor izliyorsunuz..


 Hep sorardım kendime ''Neden bir insan sevmediğini birine şirin /iyi/samimi görünme zorunda görür ki kendini?'' diye.Bunun cevabını aldım sonunda..Menfaatleri icabı insanlar sevmediği/önemsemediği kişilere bile en samimi dostu muamelesi yapabiliyorlar/yapıyorlar  ve bundan da zerre kadar rahatsızlık duymuyorlar.Menfaat söz konusu olunca akan sular duruyor bazıları için! Bu da şükürsüzlüğün,açgözlülüğün bir getirisi(!) sanırım.. Ben boşuna demiyorum ''Ben,Allah'tan korkarım''diye.Allah'tan korkmadığımızda dünya üzerinde her şeyin bize ait olduğunu bununda en tabi hakkımız olduğunu düşünmeye başlarız.Ve bunu da, başkalarının da hakkı olabilir gerçeğini düşünmeden yaparız!


 Bilerek ya da bilmeyerek kul hakkına girmekten uzak etsin Rabbim hepimizi.Aç gözlülükten,nefsine tabi olmaktan da korusun. Nefs ile savaşımızda bizlere güç ve kuvvet versin inşaallah...

Yorumlar

GÖK-TÜRK dedi ki…
İyi ile kötünün arasındaki fark şudur ki tüm kötülüklere rağmen olunması gerektiği gibi olabilmek;öyle kalabilmektir kanaatimce...
Tabii bu arada biraz da kendimizi süzgeçten geçirmek te zararlı olmaz...
Volkan DENİZ dedi ki…
Dayanma zaten. Tutma içinde. Dök içini. Haklı olduğun zaman da haksız hissettiğin zamanda. Her şeyi yap. Ama riyakarsız olmayacağını unutmadan yap. Çünkü onlar hep var olacaklar. Mühim olan onları tanıyabilmek ve başa çıkmayı başarabilmek... Bin yıl önce de böyleydi bin yıl sonrada böyle olacak. Güçlü olanlar en sonunda kazanacak... Şimdilerde güç maalesef yalancıların elinde..
Sevgilerle...
Gelibolu17 dedi ki…
Bende bir MİM'in var alırmısın?
Pabuç dedi ki…
/GÖK-TÜRK,
Kötülükleri gördükçe nasihatimizi de alıyoruz çok şükür..Olmamamız gereken hali görmüş oluyoruz çünkü...

yorum için teşekkürler..

/Volkan DENİZ,
kimin nasıl olduundan geçtim de ; Yüzüme baka baka yalan olunmasına katlanamıyorum ve zamanı bekliyorum cümlelerimi aktarabilmek için..Sabır zor ama tatlı diye biliyorum :)

/Gelibolu17,
memnuniyetle:)
Profösör dedi ki…
Riyakarlığı kısaca tarif edersek, bunların topu münafıklıktır. İki yüzlü insanlardır.
Pabuç dedi ki…
Kimse bunu kabul etmiyor Hocam..Yapılan riyaları da yapıplan haksızlıkları da kimse kabul etmiyor..Malesef..
Adsız dedi ki…
kimin kimi ne kadar yada nasıl sevdiği,samimi olup olmadığını %100bilemeyiz ,sonuçta herkes kendi yüreğinden emin olup kendinden sorumlu değil midir? Eğer % 100 haksızlığı saptanmış bir durum varsa da mertçe çıkıp söylenmeli duygular, süslü maskelere gizlenmek gerekmez değil mi?
hayat kısacık bir yol, bu kadar felsefe ile boğmaya değer mi o bu şu ne düşünüyor,yalan mı dolan mı diye :)
en samimi duygularınıza en samimi cevabını veren ElifNaz :)
Pabuç dedi ki…
Sevgili ElifNaz,
kimin ne düşündüğü zerrece umrumda değil ama riyakarlıkların ardına saklanmış hak yemeler uyanıklıklar benim canımı sıkan..Yoksa böyle insanlar beni zaten sevmesin daha iyi :)

Teşekkürler yorumunuz için..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…