4 Kasım 2011 Cuma

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen

Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşekkür ederiz. Böyle bir çalışmadan keyif alacağınızı umuyorum. Bu sorumluluk duygusuyla Aslı Öğretmenimize röportaj sorularıma başlıyorum. 


-Sevgili öğretmenim,nereden mezunsunuz ve öğretmenlikte kaçıncı yılınız? Mesleğinizden memnun musunuz?

- 2007 Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunuyum. Meslekte 5. yılım. Bir çok olumsuzluk yaşadığımız doğru; ancak yine de insan yetiştirmenin önemli olduğunu bildiğim için böyle bir görev üstlendiğim için memnunum.

-Bu mesleği seçme nedeniniz neydi?

ğrencilik yıllarımda arkadaşlarıma ders anlatırdım. Benim anlatmamdan çok iyi anladıklarını söylerlerdi. Zamanla yapabileceğim ve istediğim mesleğin öğretmenlik olduğuna karar verdim.

-Ülkemizde öğretmen olmanın zorluklarından bahseder misiniz ?

-Ücret konusu; temel ihtiyaçların karşılanması dışında; öğretmenin sosyal, kültürel, eğitim ihtiyaçlaını ve beklentilerini karşılayamaması. Yoksulluk sınırında olan bir ücretle geçinmek zorunda olması.. Yol, barınma, çocuk, yemek, lojman, eğitim konularında desteklenmemesi. Van depreminde hayatını kaybeden meslek guruplarına baktığımızda, güvencesiz barınma koşullarına mecbur bırakılan meslek guruplarının başında öğretmenlerin olduğunu gördük.. Bunun yanında; öğretmen evleri, öğretmenlerin kullanamadığı, beklentilerini, ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaçlarını karşılayamayacak şekilde ticarileştirilmesi..  Çalışma koşulları, kıyafet zorunluluğu, okulun temizlik, kırtasiye, onarım, araç-gereç ihtiyaçlarının ücretlerinin veliler tarafından karşılandığı bir düzen mevcut ve öğretmen gündelik yaşam içinde bunlarla da muhatap olmak zorunda kalıyor olması.. Görevde yükselme koşulları, sınavla ve siyasi ilişkilerle düzenlenirken, liyakat, bilgi, deneyim ya da seçim gibi temel kriterler gözardı ediliyor olması.. Hizmetiçi eğitimler az ve içeriği uygulamaya, beklentileri karşılamaya yetmiyor olması..
Özellikle, mesleğe yeni başlayan öğretmenler yeterli eğitim almadan ve kendini geliştirme fırsatı bulamadan kendini sınıfta ve sorunların içinde buluyor.. Toplumsal değer açısından öğretmenlik mesleğinin içeriği boşaltılmaya ve değersizleştirilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni yönetimin tutumu, öğretmenin yalnız bırakılması, eğitim ihtiyaçlarının karşılanmaması, medyanın tutumu ve velide, toplumda yalnış beklentiler oluşturulması. Eğitim kurumları, çağdaş bilimsel ve temel, ekonomik ihtiyaçları karşılayan kurumlar olursa; öğretmen veliden para ve yardım istemek yerine daha etkili, sağlıklı amacına uygun diyaloglar kuracaktır. Sınav ve akademik başarı odaklı eğitim anlayışı yerine öğrenci gelişim ihtiyaçları merkezli bir anlayışgetirilirse öğretmenlik mesleğinin değeri artacaktır.

ğretmenlik mesleğine gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz?

-Veli ve toplumun beklentisinin eğitim-öğretime sağlıksız bakışı, eğitim-öğretim için ayrılan bütçenin az olması.. Veli ve toplumun, öğretmeni öğrenciye ve topluma kattığı değerle ve verdiği emekle değil; öğretmenin aldığı düşük ücret, yaşam standardı, öğrencinin sınavdan aldığı not ve iki aylık tatillle değerlendirmesi.. Öğretmenlik mesleğine, eğitim fakülteleri dışındaki meslek guruplarından da atamalar yapılması.. Öğretmen açığının, ücretli öğretmenlerle geçiştirilmesi, toplumun gözünde öğretmenin değerini daha da düşürmektedir.

-Eğitim-Öğretim konusundan en büyük eksikliklerimiz nelerdir?

-Ezberci, işlevsel olmayan, günlük yaşantıyla kültürle bağdaşmayan, çocuğun gelişim seviyesine uygun olmayan bir anlayışın (müfredatın ) olması, ilköğretim çağındaki çocuğun gelişim düzeyi düşünüldüğünde youn alanları, spor alanları, serbest etkinlik alanlarının olmaması, çocuklara sınav odaklı bir müfredatın uygulanması, özgürlükçü, demokratik, öğrenci ve öğretmenin düşüncelerini rahatça ortaya koyabileceği eğitim-öğretim ortamının olmaması...

ğrencilerin genel durumu hakkında bilgi verebilir misiniz ? Öğrencilerin başarı durumları nasıl ?Başarının yükseltilebilmesi için, öğretmen, öğrenci, veliye düşen görevler nelerdir?

-Genele bakılınca başarıdan söz edemem. Bireysel başarılar mevcut. Genel başarı düşük ve orta yoğunlukta diyebiliriz. Başarının artması için, öğretmen, öğrenci ve velinin iş birliği içinde olması gerekir. Öğrenci başarısında velinin büyük etkisi var;  ancak çoğu veli katkısının olabileceğinin farkında bile değil, ya da önemsemiyor. Bu konuda velinin işlevselliğini arttırabilirsek başarının artacağını düşünüyorum.. Ayrıca uygulanan müfredatın toplumun kültürüne, imkanlarına ve öğrenci seviyesine göre hazırlanması gerekiyor.

ğretmen-öğrenci, öğretmen-veli diyalogları nasıl, karşılaşğınız sorunlara örnek verebilir misiniz?

-Velilerin çoğu,başarının düşük olmasında ya da öğrencilerin yanlış davranışlarından öğretmeni sorumlu tutup, yargılayıcı bir tutum takınıyor. Öğrencilerimin velileriyle iletişim kurabiliyorum. Fakat çoğunluğu veli toplantılarına katılmıyor, çocuğu hakkında benimle paylaşımda bulunmuyor.. Ben velilerimle ve öğrencilerimle diyaloğumun iyi olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerim sorunlarını, düşüncelerini, mutlu-mutsuz oldukları anları benimle rahat bir şekilde paylaşabiliyorlar.

ğrenciler genelde "Şube öğretmenler kararıyla" sınıflarını geçebiliyor (sınıfta kalmak var olduğu halde) Bu durum eğitim-öğretim konusunda sorunlara yol açıyor mu ?

-8 yıllık kesintisiz eğitim-öğretim, okula devam etmeyen ve birden fazla dersten başarısız olan öğrencileri bir şekilde "ŞÖK kararı" ders ya da sınıf geçirmemize neden oluyor. Bu yüzden öğrenci bir üst sınıfa  hazırlığı olmadan geçiyor. Bu da başarısızlığın devam etmesine sebep oluyor. Bir de öğreci, başarısız olsa dahi sınıf geçeceğini biliyor bu da boşvermişliğini sürdürmesine sebep oluyor.

ğretmen atamaları konusunda düşüncelerinizi almak isterim...

-Yapılan atamaların ihtiyacı karşılayacağını düşünmüyorum. Ayrıca mesleğe başlamak için yapılan sınavın nitelikli öğretmen seçimiyle alakasız olduğu kanaatindeyim.

-Ülkemizin Eğitim-Öğretim konusunda yarınını nasıl görüyorsunuz?

-Olumlu düşündüğümü söyleyemem. Düşünemeyen, sorgulamayan, araştırma yeteneği olmayan, hazırcı; sosyal, sporsal, kültürel faaliyetlerde bulunmayan, internet bağımlısı, gelecek kaygısı düşünmeyen bir nesil yetiştiğini düşünüyorum.


Share:

8 yorum:

GÖK-TÜRK dedi ki...

Atama bekleyen bunca öğretmen adayı varken hala eğitim fakültelerine öğrenci alımı yapılması da ilginç bir durum olsa gerek...

Profösör dedi ki...

Doğru düzgün bir eğitim ve öğretim yapılabilmesi için zihniyet değişmine dayalı reformlar yapılması gerekr.

Volkan DENİZ dedi ki...

Ama çok tehlikeli bir konuya yönelmişsin yine. O kadar çok söylenecek söz var ki.

Sayın öğretmenimize keşke sorsaydınız. Eğer 10 bin lira maaş alsaydı mevcut sistemde neyi düzeltebilirdi?

Eğitim-öğretim konusunda olumlu düşünmüyorum derken kendini hiç sıkıntının bir parçası olarak görebiliyor mu?

Veliler çocuklarının başarısızlığında öğretmeni hiç suçlamamak için ne yapmalılar. kimi suçlamalılar. Nitelikli öğretmen tanıdığı var mı acaba. Ya da gerçek anlamda insan yetiştirmeyi kendine görev bellemiş kaç tane öğretmen var. Samimi olarak cevaplayabilir mi? O velileri yetiştirenler de zamanın öğretmenleri değil miydi?

Hem velilerin yetersizliğinden bahsedip hemde veli işlevini arttırmaya çalışmak nasıl bir çelişkidir.. Öğretmenin görevi veliyi değil çocuğu yetiştirmektir. Veli işin içine girerse ne ala ama girmezse öğrenciyi bir kenara ayırmak mı gerekecek?

Madem ki müfredat ezberci, işlevsel olmayan, günlük yaşantıyla bağdaşmayan bir yapıya sahip beş yıllık öğretmenlik sürecinde bunun değişmesi ve düzeltilmesi için ne gibi bir çalışma yapmış yada yapılmasına öncülük etmiş?

Sonuç olarak bu röportajı yaptığın değerli öğretmenimden özür dileyerek bu soruları tüm öğretmenlerimize soruyorum. Biraz da fark edilen hataların üstüne gidilerek düzeltilmesi için öğretmenlerimizin çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum.. Yoksa hep birlikte cehaletin kucağına koşar adım gidiyoruz..

Sevgiler...

Aslı öğretmen'e saygılarımla...

uzunincebiryol dedi ki...

Çok iç karartıcı bir tablo ama gerçek bu malesef, içi boşaltılmış basitleştirilmiş müfredat, hazırcı, ezberci bir nesil yetiştiriyoruz, politika bu, düşünmeyen bir toplum yaratmak,iş sadece kanunları yapmakla bitmiyor, milli bir iradenin hakim olduğu, milletin faydasını düşünen bir zihniyet varsa ortada bağımsız bir ülke özgür bir millet ve dolayısıyla özgür bir eğitim vardır öyle değil mi, tarihimize sahip çıkılmayan, kırpılan, bazı dönemlerin yok sayıldığı ki bunu öğretmenlerimiz daha iyi bilir bir tarih olabilir mi? Çocuğumun nerede nasıl bir okula gideceğini, nereye göndereceğimi kara kara düşünüyorum şimdiden!
Bir devletin bir eğitim politikası olmalı, ihtiyaçlar belirlenmeli bu ihtiyaçlara göre öğretmen yetiştirilmeli ve tabi ki bu diğer meslekler içinde geçerli, bir zaman duyuyoruz avukat fazlası varmış, işsiz bir sürü avukat varmış diye bir zamanlar ziraat mühendisi fazlası olduğu söylenmişti bu saçma değil mi? Neye göre belirleniyor bunlar, işsizleri politikalar yaratıyor, planlama yok ki bizde varsa söyleyin öğrenelim. Hedeflerimiz ne, Türkiye 10 yıl sonra insanların refahı için, aydınlığı için ne hedefliyor? Geleceğimiz çocuklarımız, yarınımız, kendilerini karanlıktan kurtarabilecek mi?

Kalemzâde dedi ki...

İyi bayramlar, en güzel günler en güzel bayramlar sizin olsun...
Kalemzâde

Yusufsan21 dedi ki...

Bayramınız Mübarek Olsun. :)

Cihan Bakacak dedi ki...

Ne kadar büyük eksiklikler görürsek görelim yine de bazı umut verici noktaların olması, gelecekten umutsuz olmama engel oluyor, ufak bir ışığın arkasında daha büyük ışıkların olduğunu düşünüyorum her zaman.

SİHİRLİTORBA dedi ki...

ülkemizin eğitim öğretim tablosu gerçekten çok düşündürücü.bunu bir öğretmenden duymak ise daha etkili oluyor.ama hala bu konuda birşeyler yapılmaması bana başka şeyler düşündürüyor...