Ana içeriğe atla

Görmeden sevmek belki de daha güzel...

   Yıllarrrrrrrrrr yıllar öncesi(yıl 1845:P) bi gece arkadaşlarla Levent Erim'i dinliyoruz ki ilk duymuşuz sesini muhabbeti de baldan tatllı ,yaklaşık 3 saat dinledik kendisini ve'' bayıldık''programına...bu böyle  bir süre devam etti bizim Levent Erim fanatikliğimiz...Hepiniz bilirsiniz Levent Erim bi hayli çenebaz biridir sürükleyicidir sohbet(şimdilerde PalFm de sabah programı yapıyor ''Bana Günaydın Demeyin'')
  O zamanlar ne hikmetse radyo djlerini görme ihtimalimiz bi hayli düşüktü ve benim aklımdaki Levent Erip tipi gayet yakışıklı uzun saçlı felan küpeli bi tipti ...taki Levent Erim 'i bi dergide görene kadar ...Resmi görünce benim surat ifadem =şaşkın ördek ifadesi oldu...ne boy ne saç ne tip hayalimle uzaktaaaan yakından hiç bir benzerlik göstermiyordu:)))O zamanlar için büyük hayalkırıklığı(15 -20 yaş arası zaten herşey bi hayalkırıklığı nedeni zaten:P)Ya birini bu kadar mı ters hayaledebilir insan :)))))))
  O günden sonra kimse ile ilgili tahminde bulunmadım anladım ki benim tahmin yeteneğim resmen sıfır:))Önyargı ne kötü bişey tüm değerlerinizin o kişinin görünüşüne göre oluşması...cidden korkunç ve o kişiye haksızlık...
  Bu dediklerim çok çok önceki düşüncelerim ben de her insan gibi bu zaman zarfında çok şey öğrendim hayattan...Mesela görünüş hiç bişey düşünce herşey gibi.(yine de nette konuştuğum insanları çoğu zaman merak bile etmiyorum:D) Şimdi de önyargılarım oluyor (ne de olsa insanım) ama  bunlardan da kurtulmaya çalışıyorum..Şunu öğrendim dış görünşe göre asla kimse hakkında doğru yargılara varılamaz bi insanı tanımak için o kişiyle sohbet etmek gerekir..Kimin nasıl biri olduğunda yanılmak için geçerli en güzel neden onu görütüsüne göre değerlendirmek olur sanırım:)Burdan kasdettiğim kıyafet değil anladınız değil mi ;boy pos yüz gibi dış görünüşten bahsediyorum.Önyargı üzerinde uzunca yazılar yazılabilecek bi konu ama ben sadece bi anıyla yetinmek istiyorum bu yazımda...(bunun gibi bir çok şey geldi başıma :S)
  Bakınız aşağıda benim olduğunu sandığım(tip)  Levent Erim ve gerçek   Levent Erim'in resimleri var düşünün bende ki hayalkırıklığını:P:p :))Bu arada resimdeki uzun saçlı beyfendininde müziğinii çok beğenirim bu da bi ek bilgi olsun :)
   Sevgiler...

Yorumlar

mit dedi ki…
Buna benzer bir olayı da ben yaşamıştım. Nihat vardı bir ara, sivrisinek diye bir karakterle radyo programı yapardı. (Galiba hala yapıyor). Onu televizyonda ilk gördüğümde şok geçirmiştim işte :)

-Hayıııır! Bu Nihat olamazzz! Montaj buuu!

Hee, montaj :)
devenin_bale_papucu dedi ki…
hahahhahahahah he montaj ha :)))))))çok yaşa emi...

aynen ben de öyle oldum ..Allahım inanamıyorum !!hani benim hayallerim anne:))))
khaos dedi ki…
ben genelde görmeden sevdiklerimde hiç hayal kırıklığı yaşamadım..

nasıl bir insanım yahu, doya doya hayal kırıklığı bile yaşamışlığım yok..

:)
devenin_bale_papucu dedi ki…
benim hayakırıklıklarım da sadece dış görünüşle ilgili zaten:))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…