Ana içeriğe atla

Eşyanın Kölesi İnsan


  ''Mal yığmayı pek seviyorsunuz!''(89Fecr /20)
  ''Sahip olma''duygusunun tutkuya dönüşmesine 'hırs'denir.İnsanoğlunun temel zaaflarından biri olan bu duygu terbiye edilmediği zaman,insanın gözünü ve zihnini bürüyerek onu esir eder.Onun aşkınla olan,öteyle olan bağlarını birer birer koparır.Para,mal,makam,şöhret gibi her tür dünyalık onun duygu ve düşünce,basar ve basiretini dünyaya bağlayarak boynunda tasmaya bileğinde kelepçeye,ayağında prangaya dönüşür.O, artık''dünyevileşmiş bir tirptir''
  Dünyevileşmiş tip,hiç bir dünyalığa sahip olamaz.Çünkü tüm dünyalıklar ona çoktan sahip olmuştur.Eşyanın emrine verildiği insan,eşyanın emrine girmiştir.Dünyanın efendisi olan insan,dünyanın kulu haline gelmiştir.Bu ise insanın insanlığına karşı yapılabilecek en büyük hakarettir.
 (Mustafa İslamoğlu/Yahudileşme Temayülü)

Yorumlar

Anlayamazsin dedi ki…
Boyle guzel bir konuya hic mesaj yazilmamis,halbuki bizlerin boyle konular uzerinde titizlikle durmamiz lazim.benim gariban blogda yayinlamaya calistigim yemek,tatli vslerde kullandigim tabaklar bir iki cesit.bunun konuyla ne alakasi var diyenler olabilir.alakasi su,cogu yemek blogunda goruyoruz(kinamak icin degil,kendimize ceki duzen vermek icin yaziyorum)cesit cesit sofralar,yemek takimlari,bir suru yemek cesitleri,hamur isleri dolruyorlar.bunlar israf degilmi?dunyevilesmek degilmi?insan alis veris yapinca aldikca almak istiyor,adeta magazalara dadaniyor.kendimizi engellemeliyiz,terbiye etmeliyiz.marka tutkunu olanlar,kiyafet esya bagimlisi olanlar artik birseyler yapmali.bir sinirimiz olmali.

Emine senlikoglunun ''BIZE NASIL KIYDINIZ?''isimli kitabinda rabia evlenecegi erkege sart sunuyordu ve oraada (yanlis hatirlamiyorsam)esyaya kole olacak kadar esya degil,kullanacak kadar esya istiyordu erkek tarafindan.hep bu beni etkilesmis ve silkinmeme neden olmustur.

rabbim uyananlardan eylesin.Efendimizde insanin oglunun 3 vadi dolusu mali olsa 4uncusunuister diye buyuruyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…