Ana içeriğe atla

Yolculuk Hikayesi...

   Delikanlı odaya girdiğinde nefes nefeseydi.Yaşlı adama selam verip: -''Beni çağırmışsın hacı amca!''dedi.'''Bekletmemek için koşarak geldim.'' Yaşlı adam,onu şevkatle kucakladıktan sonra,köşedeki sedire oturarak:-''Mehmet'im'' dedi.''Biliyorsun sen benim sırdaşımsın.Hele hele rüyalar konusunda'' Delikanlı: ''Biliyorum hacı amca'' diye atıldı.''Yine rüya gördün öyle değil mi?'' İhtiyar adam,bakışlarını ondan kaçırırken: ''Rüyalarım artk beni bile korkutuyor!''dedi.''Dün gece gördüklerim sizlerle ilgiliydi.'' Yaşlı  adam,misafirinin meraklandığını fark etmesine rağmen aldırış etmiyordu.Bir bardak suyu ağır ağır yudumlarken: ''Evinizden birinin vefat ettiğini gördüm''diye devam etti.''Buna benzer rüyalarım,bir haftada çıkmıştı.'' Delikanlı: ''Dayımın kanser olduğunu biliyorsunuz'' dedi.''Allah ömür versin ama günden düne eriyor.''
   İhtiyar adam ,raftaki lokum kutusuna uzanırken,ne yapılması gerektiğini anlatmaya başladı.Ölüm elbette önemli bir şeydi.Ama ondan da önemlisi,imanı kurtarmaktı.Yaşlı adam dünyanın bir ''imtihan yeri'' olması sebebiyle,şeytanın vefat etmek üzere olan her insanı aldatmak istediğini;bunun için de Allah'ın,ahiretin, cennet ve cehennemin olmadığına dair vesveseler verdiğini uzun uzun anlattı.Kısacası,şeytana aldanmamak için,kuvvetli bir imanı elde etmekten başka çare yoktu.Yarım saatlik bi sohbetten sonra ,takip edilecek yol ortaya çıktı.İhtiyar adamın gördüğü rüya,elbetteki bir sır gibi saklanacak ve onun anlatacağı veya kitaptan okuyacağı iman hakikatleri, bir ''yolculuk hediyesi'' olarak hasta adama iletilecekti.
   Teklifin uygun bulunmasından sonraki günler,gecenin ilerlemiş saatlerine kadar devam eden''hızlandırılmış bir öğretim''e dönüşür.Mehmet,Allah'ın varlığına,Peygamberimizin Allah rasulü olduğuna ve tekrar yaratılışın kolaylığına dair delilleri hiç vakit kaybetmeden dayısına naklediyor ve birçoğunu yeni öğrendiği bu hakikatlerle,onun mutlaka kurtulacağına inanıyordu.
   Rüya bir hafta sonra gerçekleşti.
   Yaşlı adam,bir kazada vefat eden genci kendi elleriyle kabre yerleştirirken: ''Mehmet'im! diye hıçkırıyordu.Benim güzel evladım.Gördüğüm rüyadaki o kişinin sen olduğunu,nasıl söyleyebilirdim?''

Dip not:'' Hayatın İçinden '' kitabından alıntıdır..

Yorumlar

mit dedi ki…
Off... Çok feci bir hikayeymiş bu be? :( Üzüldüm valla delikanlıya. Bu arada hacı amca bir bardak suyu götürüverdi valla ramazan ramazan... :)
devenin_bale_papucu dedi ki…
@mit evt ya benim de çok hoşuma gitti bu hikaye onun içinde güzel dostlarla paylaşayım dedim...bu arada yaşlılık ya unutmuştur,unutularak yemek içmek Allahın armağanıdır:)
ŞANSLI dedi ki…
İlginç bir hikaye!
Sevgiler...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…