Ana içeriğe atla

Tekerlekli sandalye kadar taş düşsün tepene


  Okuldan eve dönmek için köy minübüsüne binmiş yolcuların arabanın kalkış saatini bekliyordu.Tekerlekli sandalyeyle bi beyfendiyi getirdiler arabaya ve bir kişi kucağında onu koltuğa oturttu diğer kişlerde yardımcı oldu tekerlekli sandalyesini kapatıp oturduğu koltuğun yan tarafına uygun şekilde yerleştirdiler.Tekrar  beklemeye başladılar.Bu arada minibüsün sahibi olan HACI lakaplı kişi geldi tekerlekli sandalyeyi gördü ve dediki'' bn bunu alamam arabaya, çok fazla yer kaplıyor arabada onun durduğu yerde bir müşteri durabilir''insanların şaşkın bakışları içinde tekerlekli sandalyeyi minibüsten indirdi ve adamcağızı da yakını arabadan indirip sandalyesine oturttu...
  Bundan sonra şunu anladı;asla konum insan olmayı belirlemiyor,para,meslek ya da hacılık herneyse hayattaki tüm statü sıfatları kimseyi insan yapmıyor..İnsan doğuluyor ve bazıları insan olarak kalıyor bazıları ise insanlık vasfından uzaklaşıyor..Bunu öğrenmek için 14 yaşında böyle bi olayı gözleriyle görmesi yetmişti..
  Şimdi bile ,o arabayı- tekerlekli sandalyeli beyfendi indirildikten sonra- terketmediği için pişmanlık duyuyor..
  Not:Bu benim yaşadığım bir olay bn vicdansız bir insan bir kişilik yol parasıı için nasıl bu kadar insanlığını yitirebiliyor gözlerimle gördüm ve o günden sonra İslami herhangi bir özelliği menfaati için kullanan her insandan nefret ettim...işte böyle İnsan olabilmek hem çok kolay hem de çok zor (kötü insan için zor)
   Hala nasıl kızıyorum kendimeeeee neden inmedim o arabadannnn eskiden bu kadar mı salakmışım ben yaaa..neyseki zaman beni akıllandırmış ki yaptığım hata için pişmanlık duyabiliyorum

Not:En eski yazılarımdan biri bu tekrar yayınladım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…