Ana içeriğe atla

sevgi de ne yeniyor mu

  Ne yazsam ne yazsam diye düşüne dururken:)) radyodaki şarkı kulağıma takıldı güzide şarkıcı(!)şöyle diyor şarkısında''eğer beni deli gibi seveceksen'' hangii normal insan birinin onu deli gibi sevmesini ister eğer bu yazıyı pkuyanlardan biri deli gibi sevilmek istiyorsa bunu bana bi zahhhmet açıklasın..bir kere deliler sever mi sevselerde sevdiklerini hatırlarlar mı hatırlasalar bile delinin sevmesi ona bişey katar mı ya da karşı tarafa bişey katarmı ..bu konunun saçmalardan seçme bölümüydü şimdi sıra GİRİŞte..
 Sevgi şartlara mı bağlıdır farz-ı misal hani evlenecek bayanlar veeee anneleri damat adayı ararken ''işi iyi olsun maaşı yüksek olsun,aaaa illaki universite mezunu olsun,araba bu devirde şart tabi, evi de olsun kira kapılarında srünmesin gül gibi kızım gibi beklentileri varyaa,şimdii bu meziyetlere ve mala sahip olan kişiyi sevmeye hazır bi kalp mi var bu kızın içinde..herşey tamam artık sevebilirim ohhhh ne güzel..Ya walla dünyanın çivisi çıkmış da kimsenin bundan haberi yok sevgiler bile şarta şurta bağlı artık sonra gelip herkes SEVGİ şöyle kutsaldır SEVGİ şöyle önemlidir SEVGİsiz olmaz hiç bişey naraları atıyoya ...ya SEVGİ bakırköyde yatıyo delirttik sevgiyii o da artık nçin var olduğunu bilemez hale geldii,sanırım onun için bizim güzide şarkıcımız(kim olduğunu bilmediğim için güzide diyorum)onu deli gibisevecek birini arıyor gerçekten onu sevecek birini arasa bulamayacağının farkında olacak kadar zeki biri...
  Hoş gerçek anlamda sevmek de nasıl oluyor onuda unutalı çok oldu ve ayrı bir yazı konusu(konferans konusu bile olabilir)ayrı bi konu..diyeceğim şu ki(tamamen alakasız bağlayacam benim sayfam olduğu için kurallara uyma zorunluluğum yok:))bizim(biz insanların)çizgisinden çıkarmadığımız ne kaldı bu dünyada..ya güveni yedik bitirdik,merhameti zaten hiçç hatırlamıyoruz ,para denen kölenin biz kölesi olduk,sevgiyi de binlerce parçaya bölüp yokettik ne kaldı elimizdeee(bundan da iyi arabesk şarkısı çıkarbence)

Yorumlar

ramazan dedi ki…
çok güzel.dilinize sağlık.
arabeskleşiyoruz git gide.binlerce yıllık kültür deryasını,ufak çıkarlar uğruna harcıyoruz.
haklısınız.
? dedi ki…
sanırım burdaki anlatılan deligi sevgi tanımlaması mecazi anlamda ferhat ile şirin aşkı,leyla ile mecnun,aslı ile kerem aşkı saymakla bitmez bunların aşkını hepimiz az çok biliriz.Aşk,bu dünyada bir insanın tadabileceği en muhteşem duygudur.fakat günümüzde ne sevgi nede aşk var.sadece sözlerini dinledigimiz şarkılardan ibaret :(

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…