Ana içeriğe atla

lütfen okuyunuz:))

...bir gün TRT de bir adam gördüm diye başlamış yazar kitabında ve devam etmiş.
Anadolu'da bir kasabada tamircilik yapıyor,elektrikli her tür cihazı tamir ediyor.''500 milyon(ki şimdi tl oldu) borcum var;onu ödedim mi rahatım''diyor.Kasabalı ,tamirciden çok memnun,''Beceremediği tamir yoktur.''diyorlar.
Eee ilginç olan ne mi?
Adamın elleri ve bacakları yok.
Ütüyü sıkıştırıyor kollarının arasına,ağzında bir tornavida açıyor,yapıyor , kapatıyor.Televizyon da dahil,her türlü elektrikli cihazın tamirini yapıyor.Size hikaye gibi geliyor olabilir.Ben de gözlerimle görmesem inanmazdım.
A.D,Şanlıurfa'nınViranşehir ilçesinde yaşıyor.A.D bir rahat bir mesut anlatamam,işini yapıyor evine ekmeğini götürüyor.Bir de ALLAHa dua ediyormuş.
Yeni model cherokee verseniz kullanamaz.
Swatch alsanız eli yok takamaz.
Dünyanın bilmem neresinde özel ayakkabılar yaptıramaz;ayakları yok, parası yok.
Rock2n Coke'a bedava götürseniz,çekmiş gençlerin bacakları arasında ezilir,onlara ancak aşağıdan bakabilir.Kendi ülkesinde ingilizce slogan atan bu gençleri anlamaz zaten.
O,Viranşehir'de efendi efendi işini yapıyor.Sizin gibi tutkuları yok.''Devlet bana yardım etsin''falan demedi hiç.''Bir 500 milyon(tl)borcum var;onu ödedimmi rahatım''dedi.
Bir de röportaj sonunda kocaman gülümsedi ve dedi ki,''Allah'a şükür dişlerim sağlam;onlara bir şey olsa ne yapardım?''
Kafama neredeyse balyoz indi.
Yüzünde kocaman bir gülümseme.Şimdi ön sözün ilk cümlesini okuyun.
Size bir şey söylüyeyim mi?
İstanbul'da o haliyle dilencilik yapsın,500 milyonu bir günde öder.O kasaba da,ağzındaki tornavidayla ancak 1 yılda.
Allah'a şükür dişleri sağlam..:)
Not:Süpermen ve Uğur Böceği kitabından(Ahmet Şerif İzgören) bire bir alıntıdır.BU kitabı, bu yazıyı okuyan herkese öneriyorum ,kitabı okumanız en fazla 1 saatinizi alır ama size çok şey düşündürür ve kazandırır emin olun..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…