3 Temmuz 2013 Çarşamba

Anlamak ve Anlaşılmak, Bütün Mesele Bu mu ?

 
 ''Elif farklı biri..'' bu sözün gıyabımda söylendiğini çok duydum.Hatta biri beni arkadaşlarıyla tanıştırırken ''Elif marjinal biridir ''demişti.Nedir bizi farklı yapan, başkalarının gözünde! 

  Farklı görünen yanını kişi kendi fark edebilir mi? Buna kesin bir cevabı olabilir mi? Zaman geçtikçe kendini tanımaya başlayan insan, farkını değil de nasıl biri olduğunu anlamaya başlıyor.Böylelikle beklentileri de tahmin edebiliyor, başkaları tarafından nasıl göründüğünü de az çok anlayabiliyor.İlk başlarda nasıl göründüğünün anlaşıldığını önemli gören kişi sonraları -insanları tanıdıkça- başkaları tarafından nasıl göründüğünü de önemsemiyor!

  Bulunduğunuz ortamda kendinizi ifade edişiniz sanırım farklı olarak algılanmanıza  neden oluyor.Tepki koymanız, beklentileri değil düşüncelerinizi yaşamanız, doğrularınızı savunmanız ve hayatınız içinde; ne istediğinizi ve ne istemediğinizi çok iyi belirleyip ifade edebilmeniz sizi farklı kılıyor farklı algılanmanıza neden oluyor...

  İnsan değer verdiği kişiler tarafından doğru algılanmak ister,  diğerleri kendi hakkında ne düşünüyor diye çok da önemsemez..Ve sizi seven ya da sizin sevdiğiniz insanlar sizi zaten anlamak için dinledikleri için ifade de zorluk çekmezsiniz pek de.Bir de bunun yanında siz ne yaparsanız yapın sizi anlamamakta ya da ters istikamette anlamakta inat eden zihniyete sahip olanlar var ki -siz istemeseniz de hayatınızda var olan-onlar için siz farklısınızdır ama kötü yönde bir farktır bu.Siz bazı şeyleri önemsemezsiniz onlar sizi gamsızlıkla itham ederler, siz sadelik taraftarısınızdır onlar sizi dikkatsizlikle ya da özensizlikle itham ederler..Siz süregelen şeylerden zevk almazsınız onlar sizi içe kapanık olmakla itham ederler, siz sıkıldığınız ortamlarda olmaktansa yalnız kalmayı tercih edersiniz onlar sizi kendini beğenmişlikle itham ederler...
Zamanla anlarsınız siz ne yaparsanız yapın onlar sizi istedikleri gibi görecektirler.Ve siz de bırakırsınız yanlış algıları kırmaya çalışmalarınızı. Ammaaan ne uğraşacağım kendimi ifade etmekle!  Kendim olayım en kötü halimle de olsa ,karşı taraf anlar ya da anlamaz ,sever ya da sevmez kendi bilir der çıkarsınız işin içinden.

  Bazıları da,''O daha farklı konularda konuşmayı seviyor şimdi bu ortamda sıkılıyordur ...''diye sizi anlamaya çalışıyor ve hak veriyor.Arkadaşlarınızın çoğu sizi net olarak anlamasa da sizi gerçekten anlayan/anlamak için dinleyen dostlarınız az ya da çok oluyor etrafınızda. Sıkılmalarınızı ön yargıyla dinleyenlerin yanında, sizi anlamaya çalışan gözlemleyen dostlarınız da oluyor (sayıları çok fazla olmasa da)

  Gerçi siz kim olursanız olun ,ne derseniz deyin herkes kendi gönlü kadar anlayacaktır sizi. Bazıları ,kabul etmediğiniz fikirlerin sahiplerini sabırla ve ilgiyle  dinlemenizi taktirle karşılarken bazıları da her şeyden uzaklaşmak istemenizi anlamayacak ve üstelik arada laf sokarak rahatsızlıklarını dile getirecektir.........

  Öyle bir an gelir ki her iki gurubunda düşünceleri silikleşir gözünüzde...Peki bu durumu anlayan çıkar mı !.......................Belki de kendinizi anlama tanıma telaşınızda karşıdan gelen seslerin bir önemi de yoktur bilinmez.........................................................................................................Sonuçta herkes farklı herkes ayrı bir dünya, herkes farklı bir ifade şekli ,herkes farklı algılanma objesi.........................Nasıl biri olduğunda ayrı bir kitap,nasıl algılandığın da ,seni algılayan da ayrı bir kitap..........

 Kaç anlayan çıkar ki mesela bu yazdıklarımı!...Hayatın içinde noktalar birikintisinde araya gizlenmiş nokta düşüncelerimi......................Ya da anlaşılmak değildir belki de beklentim,kendimi anlayıp tanımaktır asıl amacım...buna bile cevabı olmayan biri olarak!....

 İnsanları sadece severim asıl mesele budur benim için.Sevdiğim kişileri dinlerim ve ''anlamaya çalışırım'' hissettiği şeyler doğrultusunda sevinirim ya da üzülürüm belki de onun için (anlamam tam anlamıyla mümkün değilse) Aynı hayalleri kurabildiğim kişileri gerçekten anlayabilirim ya da aynı şeyleri yaşadıklarımı...

  Öyle işte ,hayat işte..Kendini tanıma adına yolculuk işte.........

20 yorum:

Aliyah Muhammed dedi ki...

Bana da, çok orjinal bir kişiliğin var derler. sen peki bu farklı yanının farkında mısın?
Kaç anlayan çıkar bu yazdıkarlarını bilmem ama ben çok iyianladım. çünkü dökmek istediğim içime ayna tutmuş gibisin. bırak anlamasınlar. anlayan dostlarımız vardır, az da olsa...

Gerçekten çok güzel bir yazı bu. Farklılığımdan ötürü dışlandığım düşünülürse, seni çok iyi anlıyorum. Ve büyük ihtimalle buna da kanaat getirmeyeceksin. çünkü yapın bu sanırım. (:

Pabuc dedi ki...

Sadece ben değil biz insanlar enteresanız.Anladığımız kişiler de oluyor ama bazen de kendi doğrularını savunanları anlamak istemiyoruz.Bir yığın kafamı karıştıran konu var.Anlaşılmaktan geçtim artık herkes bu dünyaya geldiyse farklıdır zaten ve güzel farklarını geliştirmeli..Kendi olmalı ...Başkaları gibi düşünmediğim için farklıysam başım üstüne herkes gibi görünüp herkes olmamışım demek ki;benimde kendi dünyam var ki o ugurda ilerliyorum..Falan filan :)

Yapım biraz karışık dengesiz biriyimdir(!) ama insan olmak da böyle bir şey değil mi :)

Aliyah Muhammed dedi ki...

Doğrusu yapınızın biraz karışık ve dengesiz olduğunu çoktan farkettim. (: aslında bu, iyi birşey. yani ben öyle düşünüyorum.

Doğruyu söylemek, savunmak marjinallikse varsın marjinal olalım. 9 köyden de kovulalaım. hiç umrumda değil.

Pabuc dedi ki...

Farklıyım ,dengesizim ve hatta cahilim ama önemli bir şey var ;zararsızım :) Rabbim dengeli mükemmel olup başkalarına karşı zararlı olmaktan uzak etsin beni :)

9 köyden kovulacak olsak 10.köyde bir yürek dostu buluruz evelallah ;)

Erkan Şen dedi ki...

Elif,

Benim takıldığım bir şey var; askerlik yapan herkes hani dağlar komandoluk yapar, bir nevi "rambo"dur ve mutfakta patatesler kendi kendine soyulmaktadır ya. İşte bizde aynı böyleyiz. Hepimiz doğruyu söylüyorsak bu dünyada yalan söyleyenler nerede... Keza bir sürü yalan yanlış şey oluyor dünyada...

Pabuc dedi ki...

Bilmeden yaptığım her yanlıştan Rabbime sığınıyorum ...Patates soyanlardan olmaktan utanmayacak biriyim ben onun için her daim Ramboymuş gibi davrananları da anlamıyorum ! İyi miyim yoooo sadece kötü biri olmamak için gayretim var hayatın içinde ! Peki bunun kime ne faydası var,kendime olan saygımı yitirmememe yardımcı oluyor sadece....

Dünya zaten yalan dünya değil mi? Yalan dolanlarla dönüyor olması da garip olmuyor onun için...

bendenizistanbul dedi ki...

Gönlün iki kapısı vardır, bunlar göz ve kulaktır, bu kapılardan geçemeyen cana ulaşamaz.Can kulağı ile dinlemek, gözlerin görmediği başka ses olmak, ayrı bir duygu ayrı bir mevzudur ..

Zamane bir hastalıktır; gözü açık olduğu halde görememek, duyduğu halde idrak edememek..insanları önceliği değer yargıları hızla değişiyor.Tanıdık, arkadadaş, dost kavramlarını ayırt edemez olduk..görev bilincimizi yitirmiş durumdayız.Sevgiyi,sadakati,dostuluğun örnekleri bir bir azalmakta her geçen gün.. bu hastalığın ilacı nedir bilmiyoruma ama insan ister istemez özlüyor eski günleri.. dostluğun simgesi olan sımsıkı sarılmalar,konuşulan her ne olursa olsun birşey anlatıldığında anlatılanı yaşama gayreti içerisinde olmak..bu yetenek değil, sevgi ister,sadakat ister öylesi ..

Ne güzel alışmıştım, kabul etmiştim; bu saatten sonra konuşulanlar sadece söylediklerin olacaktır diye.. çünkü en yakınımız dediklerimiz konuştuğumuz zaman dinlemiyor,derdimizle dertlenmiyor .. dinlese bile herkesin alıştığı kelimeler cümleler sıralanır; anlıyorum, haklısın,boşver kafana takma ... falan filan.. hiç kullanılmamış kelimeler söylesin istemiyorum gerekirse sussun hiç birşey söylemesin ama anlasın istiyorum konuşulanı yaşanılanı ..

Hepimizin bir pencerede olmasının imkanı yok lakin özel durumlar vardır, karışınızdaki öyle şeyler anlatır ki o anlatırken siz o anlatılan olursunuz işte bu ince çizgi ayrıntıyı fark edebilmek çok kişiye nasip oluyor..Elif hanım; bu noktaları anlayabilecek, anlam derinliğine inebilecek dediğiniz insan çok azdır belki de yoktur, sizi tam anlamıyla anlayacak pencerenize ortak olacak kişi ve veya kişiler yoktur..yanlış anlamayın beni bu karamsarlık değil
; bu kendinizi, mevcut olanı kabul ediştir..

Rahat olun bu hayat böyle gider elbet sizi anlamyanların yanında kısmen de olsa anlaycak insalar çıkacaktır, elbet bir gün Deniz bu kısmı daha mavi,Ormanınn şu kısmındaki ağaçların yaprakları farklı diyebilcek insanlar çıkacaktır..

kusura bakmayın yazınızı değerlendirmekten çok sitem edercesine yazmışım :) kitap yazarsanız alırım..

Öyle işte .. Hayat işte ..

Pabuc dedi ki...

Teşekkür ederim ,samimi içten yorumun için..Yazıyı tamamlayıcı da olmuş.Ben yazılarımdan daha çok yorumları beğeniyorum çoğu zaman :) Bu da benim şansım sanırım güzel yorumcuların olması ve bilinçli insanlar tarafından okunuyor olmak...

Hayat öyle ya da böyle geçiyor işte, ara sırada dinlenmek istiyor insan hiç anlaşılmasa bile ..Ya da sevilmek istiyor ve sevgiyle gelen o saygıyı da diliyor...Ne diyelim ;

Öyle işte, hayat işte :)

Kalemzade Kamil dedi ki...

Üzerinde en az yarım saat düşünülmesi gereken süper bir yazı. Noktalı yerleri doldurmayı da bize bıraktınız sanırım :)
Konuyla alakası yok ama bu arada "vav olan Elif"i fark ettim. :) İşte bilgi, derinlik, akıl ve zeka diye buna denir herhalde. Elif vav da olur kaf da, kaf dağının ardı da :) Elif'le her şey mümkün.
Selamlarımla ve iyi dileklerimle kardeşim...

Pabuc dedi ki...

Kamil Bey,
süper yazı sözünü sizden duymak ne süper :) Teşekkür ederim..O noktalı yerler benim kelimelere dökemediğim düşüncelerim ve evet sizler doldurabilirsiniz oraları ..

Elif vav olmayı bilemedikten sonra niye Elif ki zaten :)

Saygılar her daim bizden de size efenim :)

cem dedi ki...

"insan insanın kurdudur" denmiş ya, işte bu boşuna söylenmemiş.

dişlerimizden insan kanı akıyor :(

Pabuc dedi ki...

Alacakaranlık serisi geldi birden aklıma:) Kan emiciler ve kurtlar :)

ama biz vampir değiliz be cem :)Vampirimsilerden olmaktan uzak etsin Rabbim bizleri..

absalom dedi ki...

:))

yahu yazmayayım dedim amma...
kayıtlı kuyutlu dursun diye yaziciğim.

pek sevgili pabuç...
sorgulamalarını pek beğenirim bilirsin.
lakin gün gelecek sıkılacaksın.

insanları anlamaya çalışmaktan bıkacaksın.

bunlar nedir?
kimdir?
nasıl olabilir?
neden?
ciddi olamazlar şaka mı bu?
insan değil bunlar...

gibi evrelerden geçtikten sonra...

gün gelecek...
bırakacaksın.
başa çıkamayacaksın.

ve gün gelecek...
dinler gibi yapacaksın.
anlar gibi yapacaksın.
evet evet diyeceksin:))

çünkü insanları anlamaya çalışmak yorucu bir iş.

yol yakınken vazgeçmek en iyisi.

bak demedi deme.
dost tavsiyesi:))

dipnöt,
tanıdığım herkes farklı olduğunu düşünüyo...
lakin herkes farklı olunca...
sıradan olmak farklı bişey oluyo bu seferde.
paradoks işte:))



Volkan DENİZ dedi ki...

Elif farklı değilki. Sadece Elif ama o sadeceyi göremeyenlere göre bir sürü şey oluverirsin. Olmuşsunda.

Neye ve kime göre fark?

İnanıyorumki anlaşılmaya çalışmadan anlamayı denesek ya da hiç beklemesek kimseden bişey çok daha kolay anlaşılır olabileceğiz... Ama seviyoruz işte anlaşılmamayı da anlamamayı da... :)

Sen ne kadarını anladıysan ben de o kadarını anlayıp anlattım işte. Evet tabiiki hayat işte... :)

Saygılar...

Profösör dedi ki...

Doğrunun bir merkezi vardır. Bu merkeze ne kadar yaklaşabiliyorsak doğruyu anlatabilmenin gücü de o kadar artıyor. İyilik ve güzellik de doğrulukla hayat buluyor. İnsanoğlu bazen zaaflarının kurbanı olabiliyor; işte o zaman doğruluğu, güzelliği ve iyiliği bir dostunda bulabiliyor. Bu insanın ailesi, arkadaşları, dostları olabiliyor. Bir bakıma bizler birbirimizle güç buluyor, birbirimizi tüketerek de bitebiliyoruz. İyi bir insan olmak, inanarak ve umut ederek yaşamak; birbirimize kazandıklarımızla destek olmak demektir. Yoksa ben merkezli bencilliğin getireceği sonuç yalnızlıktan başka bir şey değildir.

İnsan kendisiyle barışık olmalıdır. Her gelişen olay kendisi için olumsuzlukları taşısa bile, bir ümit ışığı bile bütün olumsuzlukları bertaraf edebilecektir. Sevindiğim ve güvendiğim bir değer vardır ki; bütün alemdeki varlıklar Yaratanına tesbih ederken tebessüm ederler. Ben de aman zaman neden tebessüm ettiğimi anlayamam.

Kuran'ı okumak, bazen bir anlık tefekkür bir Kuran kültürünü özümsemek; titremek ve kendine gelmenin sorgusudur sordukların kendine, bize ve diğerlerine. Umulur ki; hepimiz birden birbirimize, sevdiklerimize ve bütün varlıklarla birlikte olup, tebessüm ederek tesbih ederiz. Tefekkür, tezekkür ve teşekkür içinde oluruz. Umulur ki yüreğimiz ferahlar hep birlikte felah buluruz.

Pabuc dedi ki...

/absalom bir deli kanlı :)

Ya yazdıklarına katılıyorum
saha hak veriyorum ve bu dediklerin doğrultusunda hızla ilerliyorum :) Çoğu zaman ammmaaaaan diyorum.Bir de farkettim ki insnların ne dediğini artık çabuk unutuyorum çünkü artık dikkat etmiyorum sürekli tekrarlara..Gerçi ben bunu yaşlılığıma veriyorum ama sanırım tekrarlardan değişmeyen düşüncelerden sıkılmam da nedenlerden olabilir..

Anlamaya çalışmıyorum ama
düşünceleri dinliyorum özellikle zıt düşünceleri dinliyorum ve zıtlıklardan kazanç çıkarmaya çalışıyorum..Gerçi bu da yorucu be ,bi bakmışsın bundan da sıkılmışım :)

Ve mailin için çokkkkkk teşekkür ederim çok duygulandım böyle bir mailden var olasın karşı kıyının delikanlısı..Biliyorum ki sen de çok kıymetli bir ailenin evladısın :)

Artık insnalara anlamaya çalışmıyorum ;çünkü çoğunu uzaktan bile hissedebiliyorum iyi mi kötü mü samimimi riyakar mı diye :)

Sıradanlıklar içinde bir birinin farklarını görüp sevenlerden olmak mesele sanırım :) Saygılarrrrrr





/Volkan DENİZ,
Pek bi heyecanlandım sen yorum yazmışsın yazıma vuuuu ;) Çok uzun zamandan sonra seni buralarda görmek ne kadaaaaa güzel böyle..

Elif farklı değil zaten ELif sadece Kendi! onun için anlaşılıyor hiç tahmin etmediği kişiler tarafından.

Belki düşünce biçiminden belki duygusallıktan bilemiyorum bir şekilde hiç ummadığım kişiler tarafınfan farklı olduğum söyleniyor (gıyabımda) bu da enteresan hayatın kendisi gibi...He bir de ya ben kendini çok net ifade edebilen ve başkalarını çok rahat anlayabilen biri oldum çıktım sonunda..Bu da bir kabiliyet belki bilemiyorum ki ;) Kimi insnaları çabuk çözer kimileri de tevazu da nirvanaya varır ;hayatın bin bir farklı rengi işte..

Sen kafamı karıştırdın ama ben yine de bi'şeyler anladım kendime ders çıkardım:) Saygılar bizden de sana sayın Nutukçu...


/Profosör,
Hocam çok güzel ifade etmişsiniz.Baen öyle insanlar çıkıyor ki sizin ne demek istediğinizi bir cümlenizden anlıyorlar ve size dost oluyorlar..Belkide yüzünü aynı yöne dönenler bir yerde bir şekilde karşılaşıyorlar..İyiye adım atanlarla karşılaştırsın Rabbim hepimizi inşaallah...Anlamak için dinleyenler dost olabilirler yüreklere...Saygılar....

kahve telvesi dedi ki...

Meselenin ne olduğu kişiye göre değişiyor.., kişinin ruh haline, yaşadıklarına, yaşayamadıklarına göre de değişiyor.Mesela şu aralar bana göre mesele ne anlamakta ne de anlaşılmakta.. Sadece itidalli olmakta.. Sözlerde, tavırlarda, hedeflerde, ilişkilerde, düşüncede, tepkide.... aşırıya kaçmamak, korkak davranmamak.. Başkalarını anlamak, kendimi anlayamıyorken ne mümkün ? Bire bir kimseyle örtüşmez hiç bir şeyimiz. Sadece bir iki ortak nokta buluruz o kadar .. Onunla da yetinmeyi bilmek gerekiyor sanırım. Absalom haklı.. Çok sorgulamak insanı tüketiyor belli bir süre sonra..

Pabuc dedi ki...

İnsan zamanla önemsememeyi öğreniyor ;sadece değer verdikleri tarafından anlaşılmak yeterli oluyor...Ve çok şükür ki anlamak ya da anlamamak kaygısı taşıdığı dostlar buluyor ve mutlu mes'ut yaşıyor :)

Gökhan Tunç dedi ki...

Sorunun başlangıcına gitmek gerek, seçme hakkından mahrum kalbin atmaya başladığı o ilk ana.
Ve düşünmen gerek mütevaziliği,sahip olamadıklarını,sana yetenleri,isteklerini...
Ve tekrar düşünmen gerek, senin yerine göreni, nefes alanı, hayata daha sıkı tutunanı...
Filmi ileri sarma zamanı da geldi çattı.Sen düştüğünde yerine acı çekenlerin sayısı mı arttı? Gözünü açtığında hep birileri mi yanında ? Dünya da tek sevilen olmanın keyfini çıkarıyor musun peki şimdilerde?
Hayallere hükümdar seçilmişsin ve gerçeği zindana kapattırmışsın. Büyümeye karşı çıkmıyorsun, çünkü çocuk kalmayı redediyorsun.Zihnindeki dünyalar yetmiyor mu? Ahh işte, gözü doymazlık,hep daha fazlasının arzusu... Dostunu düşmanını iyi seçmen gerek,çünkü hayallerden vazgeçtiğinde gerçekler sana kucak açacak. Unutma ki sen büyüdükçe hayallerin küçülecek, gerçekler seni biraz daha saracak. Ve en kötüsü başlıyor, ne küçük kalmayı ne de büyümeyi becereceksin.
Bir yanında eskinin hasreti, diğer tarafında yeninin arzusu, hangisini kazanacak dersin? yoksa kazananı olmayanlardan mı bu?
Eskiyi her hatırladığında anlaşılmak isteyeceksin,çünkü eski de anlaşılmak vardı.
Yeniyi her arzuladığında anlamayı dileyeceksin çünkü onda anlamak vardı.
Ve silmeye başladığında zaman bir bir geçmiş günleri, sen kalbinin attığı o ilk ana döneceksin.Yetmeye başlayacak sahip oldukların yeniden,ve geriye kalan ne anlaşılmak ne de anlamak!

Pabuc dedi ki...

Bu yorum cevap yazmayayayım di mi :) Üzerine söylenecek söz bırakmamışsınız belki bir gün büyüyen insanın küçülen hayalleri hakkında yazı yazarım..Saygılar :)

Ya Rabbim Şükür, 28 Kasım !

Nasıl başlasam da kendimi ifade edebilsem diye geçirdim içimden ...Sonra hatırladım ben sadece içimdeki sese göre davranan biriyim niye ne...