Ana içeriğe atla

Nasıl Bakıyorsun Hayatına?



 Hergün binlerce şey düşünen bir çok farklı statülere bölünmüşüz...Bişeyleri anlamaya çalışırız ...Bişeylerden kurtulmaya çalışırız, nasılını,niçinini düşünürüz... Birşeylerle meşgul oluruz düşünmemiz gerekenlerden kaçmak için... Birine aşık olur aklımızı ona teslim ederiz... Kendimizi işimize veririz başka bişeyle ilgilenmeyiz... Birinden nefret ederiz bir süre ona olan nefretimizle meşgulederiz aklımızı...iyilik yapmak istersiniz ve bunu farkettirmeden yapabilmenin yollarını düşünürsünüz...Müzik dinliyoruzdur bizi eskilere götürür aklımız, geçmişte dolanırız...Dua ediyorsunuzdur kendinizden geçmiş dalmışsınızdır huzurun derinliklerine...SEvdiklerimizi yüzümüzde tebessümle düşünürsünüz...

   Bazıları vardır bu gün kiminle uğraşsamın telaşındadır..Kim nerede kiminle ne yapıyor diye kendisini zerre kadar ilgilnedirmeyen konulara ayırır düşüncelerini...Sürekli başkalarını suçlayanlar vardır onların akıllarınca tek haklı kendileridir başka herkes suçludur...Tüm aklını daha çok para nasıl kazanabilirim diye düşünenler vardır mesela, onlar için para araç değil amaçtır onun içindir ki hayatlarının her anında olduğu gibi düşüncelerinin de her zerresinde para vardır...Sürekli farklı işler yapmakla çalışan akıllar vardır hamarat ellere  sahiptir bu kişiler...Memnuniyetsiz akıllar vardır, herşeyden şikayet eder olmuşlardır zamanla, hayat onlar için geçmişten getirdikleri olumsuzluklardan ibarettir gelecekle ilgili güzel hayal kurmaktan uzaktır düşünceleri...

  Bazıları vardır hayatı sunduklarıyla yaşarlar düşüncelerini de ''herşeyin hayırlısı''diye bağlarlar...Bazı düşünceler de sabittir ,farklı düşünceleri sürekli iter, alınacak dersleri çıkarmaktan  uzaktır bunlar..Bazıları da vardır ki hiç bir fikri yoktur karışıktır ,kararsızdır her daim tutarsızdır....

 Binlercesini sıralaya biliriz düşüncelerle ilgili farklarsa konu...Bir gerçek var ki düşüncelerimiz süreklilik halinde hayatımızı oluşturmaya başlarlar...Belki olacakları değiştirme gücüne sahip değildir ama olaylara bakışımızdan dolayı psikolojimizi etkilemeleri büyük olasılıktır...Kişi nasıl bakarsa öyle görür, bunu kendimizden ve etrafımızdakilerden görüyoruz hepimiz...Bir insan hayata ne kadar bunalım bakarsa öyle devam ediyor ,kişi olumlu düşüncelerle bardağın dolu tarafına bakmaya alışmışsa böyle de devam ediyor...Tabiki olumsuzluklar da oluyor ki doğaldır hayat bu güllük gülistanlık değil sonuçta imtihan yeri...Ama bakışımız düşünüşümüz hayatımızı sandığımızdan daha çok etkiliyor..Ya da ben öyle düşünüyorum..Sizi bilmiyorum!!
 Sağlık ,huzur ve sevgi...sizlerle olsun...

Yorumlar

Derviş dedi ki…
Descartes'in "Düşünüyorum öyleyse varım" dediği gibiyse eğer ben 24 saat varım. Bazen kendime kızarım. Beş Dakika düşünmeden dur, motor su kaynatacak desem de elimde değil. Sürekli "kafamda kırk tilki, kırkınında kuyruğu birbirine değmez" hesabı kafamda bin türlü düşünce dolanır durur. Ama bu düşüncelerin hiç biri kötülük amaçlı değildir. Bazen uzak bir tanıdığın bir derdi, bazen iyi çalıştırılmadığını düşündüğüm bir işyerinin daha karlı hale getirilmesi, bazen bir sokak hayvanının yemek derdi, bazen ülke sorunları ya da dünyadaki yoksulluk benim kafamdaki tilkilerden bir kaçı olur. Motor çok ısınmasın diye günde bir iki saat briç oynayıp kafamdaki tilkilerin hepsini bir köşeye hapsedip ortağımın kağıtlarına ya da rakip oyuncuların kağıtlarına odaklanıyorum ve motorun bir kısmı dinleniyor. Keşke beynimizin bir düğmesi olsaydı da ara sıra kapatabilseydik. En büyük avantajım uykumun derin ve kesintisiz olması. Günde altı saat uyku her şeyi hallediyor ve tilkilerin yeniden koşuşturması başlıyor. :)
pabuç dedi ki…
@Derviş,
ben de çok düşünürüm ..Düşündükçe üzülürüm özellikle dünyanın gidişatıyla ilgili...Özellikle çocukların ölmesi, açlıkla musadele ediliyor olması,dünyayı kendi ellerimizle mahfedişimizi...v.b düşünüp düşünüp gidiyorum ve bi sonuca varamıyorum...Sonra diyorum ki her yaşananın bi hikmeti vardır illaki ve haksızlığa neden olanlar bir gün mutlaka haklarını iade edecekler mazlumlara ezilenlere...

Hayatımızla ilgili de çok düşüncelerimiz oluyo ben basit düşüncelerden arındırabildiğim kadar arındırmak istiyorum kendimi ..Gayretim bu yönde...Düşüneceğim konularda da seçiciyimdir..Eften püften konulara fazla kafa yormamaya gayret ediyorum (değmeyeyeceğini düşündüğüm insnalar için can sıkmak da bunlara dahil) Böyle seçici olunca kafanızda fazla karışmıyor ..

Ama haklısınız arada aklımızıda dinlendirmemiz gerekiyo Tefekkürler mesela ;)

Saygılar...(uzun yoruma uzun cevap oldu)
mit dedi ki…
Ben bu aralar amuda kalkmış bir şekilde bakıyorum hayata :)

Ben de çok düşünürüm. Beynimdeki ses hiç susmaz. Çalışırken, gezerken, konuşurken... Bazen kızarım kendime Derviş gibi... "Bi sus artık ya!" derim ama nafile.

Bardağın dolu tarafını görmeye çalışmak hayatım boyunca yapmaya çalıştığım şey oldu. Yazılarımdan da anlayacağın gibi... Bazen tersi de oluyor ister istemez ama çabuk sıyrılmayı bilmek lazım. Yoksa hayat işkenceye döner.

Sevgiler...
pabuç dedi ki…
@mit,
ya hiç düşünmeyen biri olsaydın işte o zaman yazık olurdu...
Neolursa olsun bardağın dolu tarafına bakmakta yarar var tabiki insanın kendini hiç bişey düşünmek istemediği zaman dilimlerinde de bulduğu oluyo ..bunlarda geçiyo zamanla...ama düşünmek güzldir..özellikle düşündüğümüz güzel şeyleri uyulamak çok daha güzeldi...Sevgiler.
ismi lazım değil:) dedi ki…
düşünmeden insan yaşamaz sanırım,önemli olan ne düşündüğümüz...rabbim hep iyiyi düşünenlerden eylesin..bir kez daha söylüyorum bu yazı çok güzel olmuş...
pabuç dedi ki…
@ismi lazım değil:),
Amin...doğru düşünüp doğru yaşayanlardan olmamız duasıyla ..yorum için tşk.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…