Ana içeriğe atla

Ruhu Virüslenmiş Papuç (olabilecek en saçma başlık)

 Yasal Değil Kişisel Uyarı: Bu yazı pek de iç açıcı olmayabilir ve devamında çok da uzun olabilir onun için baştan uyarayım ...

 Beni bilen bilir ki ben genel anlamda olumlu bir insanımdır...Olaylardan olumlu yanları cımbızlayıp çekmeyi severim (elimden geldiğince)... Fakat öyle bir zaman gelir ki herşey durur,sabrınız ,tebessümünüz,beklentileriniz, hayalleriniz,mutlu olmanız mutlu edebilme enerjiniz,alttan almalarınız,sende haklısınlarınız,boşver deyişleriniz,empati kurmalarınız,devam etmeleriniz, iyi olacak düşünceleriniz...v.b. Herşey donmuştur, kısaca siz hayat enerjinizin durduğunu hissedersiniz...Hiç bişey düşünemez olursunuz ve etrafınızda bir BOŞLUK halkası oluşmuştur...İçinden çıkamazsınız ve en korkuncu da bazen öyle bir an gelirki hiç o halkadan çıkmak da istemezsiniz zaten..Gücünüz yoktur o halkayı kırıp çıkacak...Ya da bilirsiniz ki biraz gayret etseniz kırıp çıkabilirsiniz o halkadan ama elinizi kıpırdatmak istemezsiniz...
 Bana ara sıra olur bu durum...Ve nefret ediyorum bu durumun içinde rol almaktan..Ruhumu sıkıştırıyor hayat sadece anlamsız geliyor (ki binlerce şükür ki neden niçin burda olduğunu bilen biriyim her ne kadar gereklerini yerine getiremesem de) Bu durumda sizi kimse kendinize getiremiyor yanınızda size yardımcı olan sadece (bi yerlerde sıkışıp kalmış olumlu düşünceleriniz varsa) düşünceleriniz ve gözyaşlarınız oluyor...Hoş bazen gözyaşıda bi anlam ifade etmiyor o ayrı bi konu..
 Herşey sizi rahatsız ediyor, önceden ''aman ya ne önemi var '' dediğiniz şeyler bile gözünüze batıyo sinirlerinizi sıçratıyor.Önceden karşı tarafı rahatlıkla alttan alırken artık insanların yaptıkları en ufak hatalar sizi deli ediyor...Halbuki siz alışmıştınız o dengesiz kendini bilmez hatalarına insanların ama ruh haliniz kötüyken hiç bişeyi alttan alamıyorsunuz önemsiz görmüyorsunuz...Halbu ki siz böyle biri değilsiniz...Nereye gidiyor o herşeye mantıkla bakan olumlu yanlarını daha çok düşünerek bakan, insanları hatalarıyla kabul eden,kendi canı sıkkınken karşısındakine huzur vermek adına sıkıntısını belli etmemeye çalışan,olaylara iyi niyetle yaklaşan,sevgisizlikle ya da daha iyi olamamakla onlar gibi düşünmemekle suçlansa da ''haklı olabilirsin'' diyen  kişi...
 Yoksa peşimizde aslında olmayan ama varmış gibi davrandığımız iyi ve güzel olay ve kişilerimizin varolduğu bi kilitli sandık mı taşıyoruz da , bu BOŞLUK anında peşimizde taşıdığımız yalan sandığı birden açılıyor ve üstümüze üstümüze gelmeye başlıyor...Gerçek düşünceleri söyleyememenin getirdiği bir olumsuzluk halimidir bu...Bilemiyorum ama nefret ediyorum budurumdan...Beni yoruyor... Beni benden alıp duvara çarpıp sonra yere yapıştığımda da karşıma geçip gülerek izleyen gizli bi düşman gibi ...İçinizi kemiren ve sizdeki olumlu yanları tüketen ve hayata bağlılığınızı bi çekilde çekip yokeden, gülümseyebilme gücünüzü eline alıp somurtmayı suratınıza zımbalayan,içinizde varolduğu söylenen çocuğu bi zombiye döndüren bi virüs gibi...(Formatlanmak gerekir ama nafile)
 Eğer dünyaya çok fazla bağlı olmayan biriyseniz bir süre sonra hiç bir beklentinizde kalmıyor(!)Kötü bi durum bu, uğraş bulmak lazım ya da uğraşlarınızı değiştirmeniz lazım sanırım... Bilemiyorum...
  Başım ağırıyor çenemi parmaklarımı kapatıp gidip bi ilaç alayım... Bir süre kendimi  dinlememeliyim...Bu durumda en tehlikelisi kendimi dinlemem olur sanırım...Kendimden hiç memnun değilim bu aralar...Allah Yardımcım(ız) olsun İnşaallah!
  Bu Da Geçer Papuç!! SAbır....
  Varlığınız varlığıma armağandır görünmeyen dostlar...

Yorumlar

kamikaze dedi ki…
canımsınn burçdaşım.öyle güzel ifade etmişsin ki kendini,eminim bu sıkıntılarını da dağıtıcaksın.ara ara oluyor bana da.bi şarz olmamız lazım dediğin gibi.öyle bir doluyoruz ki hayat gailesinde kendimize o kadar yükler yüklüyoruz ki(Allah insana çekemeyeceği yükleri vermezmiş)altından kalkamıyoruz.

güzelce dinlen,kendinden başka hiçbir şeyi düşünme,pozitif insanların yanında ol.eminim bunların hepsini biliyorsundur,uygulama ve deşarj olma zamanı.biz görünmeyen dostlar hep yanındayız yanı başında:) öpüorum seni.muuckk.
Adsız dedi ki…
Genelde bayanların muayyen günlerinin hezeyanlarını dile getirmişsin,hatta literatürde bunun adı ve tedavi uygulamaları bile var,papatya çayı içi, yada adaçayı insanı yumuşatıyor rahatlatıyor ben ençok elma ve kabuk tarçınlı ıhlamur severim:)
nefes aldığımız için bile şükür borçlu olduğumuza sitem yollamadığınıza inanıyorum.

Not:benim annem kızmıyor senin annen kızmıyor mu kendine devenin bale pabuçu neyim sölemene, hem bu cümleyi ben uydurdumdu, herkes devenin nalı felam der , ben teee üniversite yıllarımda söyledimdi arkadaşlarıma "devenin bale pabucu" diye, yoksam sen benim kayıp üniversite arkadaşlarımdan mısın?söylesene sen kimsin :P
papuç dedi ki…
@kamikaze, güzel yorumun için teşekkürederim canım...Belkide yaşamınızda hep olumlu olmamak lazım sonra acısı bi şekilde çıkıyo...bendeki hali de BOŞLUK hali ama onlar yapmadıklarımın ya da boşuna yaptıklarımı değiştirmiyor işte...

SEvgiler...
papuç dedi ki…
@Adsız, hezeyan olma ihtimali yok sanırım benim şu halimin ;)

ve Sakarya Üniversitesinde okuduysan bi ihtimal olabilir arkadaşlığımız ama ben ''devenin bale papucu''nu universitede hiç duymadım...

Saygılar...
iç ses... dedi ki…
selam.sizdeki durum depresyon belirtileri gibi ara ara bende yaşarım.bu durum durup dururkende olmaz hem. ya geçmişte yada yakın zamanda mutlaka bunlara bir şey yada birileri sebep olmuştur.kendi ruh halim dersende yine vardır bir sebebi kurcalamak lazım üstüne gidip kurtulmak lazım.adsız arkadaşa katılıyorum papatya çayı melisa iyi gelebilir.yada derdini paylaşacağın bir dost.hımm kendi kendine kalmak gerçekten en büyük yanlış olabilir.Allah hepimizi iyi etsin bizi bize bırakmasın.amin.

bu arada ben yeniyim seni izlemeye ekledim takipçinim görüşmek üzere.

Firdevs.
papuç dedi ki…
@iç ses...,hoşgeldiniz bloğa..
Haklı olabilirsiniz...
yorum için tşk ederim ...
Profösör dedi ki…
Ben de herşeyde bir hayır vardır diyorum. Ve olumlu bir enerji taşırım hep. Kurtlu elmayı severim ben ama, elmanın kurtlu yerinden değil de, sağlam yerinden ısırırım onları. Kurtcuklar da hayatiyetini devam ettirmeli. Çünkü onların varlığı bizim varlığımızın bir parçasıdır. Selam ve sevgi ile..
papuç dedi ki…
@Profösör varolun efendimm...o kadar güzel yorum yapmışsınız ki :)

Ben de genel anlamda dünya ya sizin tarif ettiğiniz pencereden bakan biriyim ama boşluk halide yaşanıyor işte..Şükür ki uzun süreli olmuyor boşluk hallerim...Rabbime şükür...

Sevgi saygı bizden efendim...Sağolun varolun...
ruhumunheykeli dedi ki…
Yalnız değilmişim, bazen ben de böyle hissediyorum. Sanki bir sülük yapışmış ta bütün pozitif enerjimi sömürmüş, çekmiş almış benden.. Böyle durumlar da kendimi hemen bir arkadşımın yanına atarım, yalnız kalmamak lazım.. Geçici bir durum, ama yine de berbat bir şey.. Umarım en kısa zamanda geçer...
papuç dedi ki…
@ruhumunheykeli, teşekkürler ben de kısa zamanda geçmesini temenni ediyorum...ve evet geçecek inş.çünkü ben dayanamam bu duruma... Allah kimseye de yaşatmasın bu boşluk halini...
mit dedi ki…
Arada bir herkese olur öyle. Sürekli alttan alan, yardım eden, destek olan kişi biz isek ve etrafımızda bize bu şekilde yaklaşan bir Allah'ın kulu yoksa kaçınılmaz. O zaman kızıyoruz, ofluyoruz, pofluyoruz hatta sövüyoruz falan ama bir müddet sonra gene eski halimize dönüyoruz ister istemeden.

En iyisi bir müddet kendi kendine kalmak, hatta kendine bir iyilik yapıp bir süre sadece sevdiğin şeylerle (kitap, müzik vs) ilgilenmek.

Kısa zamanda atlatman dileğimle...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…