Ana içeriğe atla

Şimdi seni çok seviyorum yarını bilemem ki...

   İnsanlara güven nedir ki?Kime nasıl güvenebileceğimizi bilebilir miyiz yoksa hiç kimseye güvenmemeli miyiz?Ya genelleyeceksin ''kimseye güvenmem'diyeceksin ya da ''herkese güveniyorum''diyeceksin kandırılmaları da kabulleneceksin en baştan...Ben bu ikisini de hiç sayıp diyorum ki''benim insanlara karşı güvenme ya da güvenmeme gibi bi sorunum yok''Tamamen nötr bakıyorum bu konuya...Ben mükemmel miyim töbe haşa değilim :)) O zaman hayatımda yer alan insanlar  mükemmel mi?Tabikiii hayır ...eee o zaman ben yaşamda zaten hayalkırıklıkları yaşamayı göze almışım mükemmelliyetin varolmadığını kabullenerek...Ben birini severim ,sayarım,düşünürüm..v.b fakat günün birinde bu insan bana bi (tabiri caizse)yamuk yaptığında da ''ahh vahhh ben bunu hakedecek birimiydim,vay adi bunu bana nasıl yaparsın,sana verdiğim emekler eline yüzüne dursun ''diye uzun süreli bi hayıflanma yaşamam...En büyük tepkim göz musluklarını açıp ühü ühüüü sesleri çıkararak ağlamak olur ve devamında da ''Herşeyi gören O var ,O herşeyin hayırlısını bilir''derim..(derim ama bu arada bildiğim beddualarda aklımdan geçer ama ben aklıma hakim olurum bedduları hapsederim)
   Kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş buna katılıyorum eğer başkaları gibi bilsem karşımda hiç iyi insan yok gibi davranmam lazım...Ama ben saf görünmeyi göze alarak herşeyi herkesi iyi görmeyi seçiyorum ve sonuna kadar da böyle devam ediyorum... Kötü bir huyum var (burdaki kötü; başkalarına göre kötü,bana göre dürüstlük )bitirdim mi devam etmeyi de pek sevmiyorum..Birini kalbinizden sildiyseniz devamında onunla görüşüp  artık aranızda olmayan bağlar varmış gibi yapıp arkadaşlık oyunları oynamanızın bi anlamı yok diye düşünüyorum...Bazen zorunlu ilişkiler oluyor (bu arada tüm dünyevi mecburiyetlerden nefret ediyorum )oluyor sevmediğiniz halde görüşmek zorunda olduğunuz insanlar oluyor ,onlarada samimi davranmadan insani vazifelerinizi yapmanız yeterli olur...Bu sanırım riyaya girmiyordur .
  Nasılki hayatınızın yarın için bi garantisi yoksa dostluklarınızın da arkadaşlıklarınızın da aşklarınızında bi garantisi yok...Heran her şey olabilir onun için hayatlarını yarınlar için yaşayan insanları hiç anlayamayacam(ki ayrı bi makale konusu:D)O zaman insani ilişkilerinde garantisi yoksa ben bugünüme bakarım tıpkı yaşamımda olduğu gibi.Arkadaşlarımla zamanımı nasıl geçirdiğim önemlidir ,onlarla neleri paylaştığım ,sohbetlerimizde nelere değindiğimiz bir birimize ya da etrafımızdakilere ne gibi faydalı olduğumuz,birbirimize olan sevgimizin boyutu  çok bilmiş kişisel gelişim kitabı yazarlarının dediği nitelikli beraberliğimiz....önemli olan bunlar.Yarın arkadaşlığımız biter bitmez bana yamuk yapar yapmaz bilemem yaparsa da yaşamam gerekendir demekki bunun için uzun süreli ahh vahh etmem...Ben olması gereken insan gibi davranırım samimi olurum dürüst olurum sevgimi veririm ,kıymeti bilinir ya da bilinmez buna karışamam...İnsan kendini sadece yazarak ne kadar anlatabilir ki hele ki benim gibi yazma özürlü biri:)
  Parmaklarımla gönlüm şu an savaş halinde.Gönlümden çok güzel şeyler süzülürken parmaklarım da,sanki lise de Türkçe dersine Beden Eğitimi öğretmeni girmiş gibi cimle kurmaktan aciz şekilde hareket ediyo:P Onun için ben iyisimi yine burda keseyim yazımı:)Benim adım Hıdır elimden gelen budur:)
  Sizi siz olun ben de ben:) SEvdiklerimizin değerini bilelim ama şunu da unutmayalım ''Beşer şaşar''yarınlarda ne olur bilinmez ama yine de herşeye hazırlıklı olmalıyız(dost ve arkadaş hatta sevgililerin yamuk yapabileceklerini de aklımızın bi köşesinde tutmalıyız)Arabesk bi şarkı vardı tam olarak hatırlamıyorum''Hatamla sev beni'' :)
  SEvgiler saygılar hürmetler güzel insanlar...

Yorumlar

mit dedi ki…
Yay burcunun şu gelgitleri... Ben ve siz ayrımı... Sizi anlamakta bazen zorlanıyorum açıkçası :)
devenin_bale_papucu dedi ki…
Yay burcunun gel kısımları fazla Allahtan git kısımları az:) Bu arada lütfen ben anlaşılmayacak ne dedim şimdi:P gaaaayet anlaşılır anlatmaya çalışıyorum ama malum duygularla parmaklar arasındaki uyumsuzluktan sanırım bazen anlaşılmam zor oluyo:)
Eliza Doolittle dedi ki…
Yooo, bence negzel anlatmissin...
"Beser sasar" yarinlar :) bu tabiri hic duymamistim guzelmis...
Notr durusu bozma, bence de en iyisi o..bin turlu insanin bin turlu hali, moodu, yasanmisligi var. Iki uctan birinde yer almamak her anlamda kararindadir derim.
? dedi ki…
yaşamak ve görmek..insanları hataları ile dogruları ile kabul etmek.zaman insana okadar çok şey gösteriyor ki haklısın demekten hatta elini sıkmaktan gurur duyuyorum.hayatta hatasız dost,arkadaş aramaya kalksan dünyada yanlız kalırdı insan.önemli olan degerini anlamak,saygı,hoşgörü,paylaşım.senin bahsettigin şu yamuk yapma işine gelince aynı tepkiyi bende veririm.ortak nokta olarak çok yön buldum.ifadelerin anlatılması gerektigi kadar açık net olmuş,yerini bulacagına eminim.orhan gencebaydı sanırım,hatamla sev beni.yanılmadıysam..hatasız kul olmaz, hatamla sev beni
dermansız dert olmaz, dermana sal beni....yüregine saglık D.B.P bravo.
devenin_bale_papucu dedi ki…
@Eliza Doolittle yorum için tşk ederim...evt uç noktalarda olmaktan sa orta da olmak en iyisi gibi:)

@? (nam-ı diğer Fi :D ) yorum için tşk ederim...her zaman etrafımızda güzel dostların olması dileğiyle efenim:)
Davudi dedi ki…
Ben insanlarla çok fazla samimi olamıyorum. herkese eşit mesafede olduğumu(ben pek farkında olmasam da) bir çok kişiden duydum. Bunun güvenle alakalı olduğunu düşünüyorum. En yakınlarımın bile yamuk yapma potansiyeline sahip olduklarını düşündüğümden olsa gerek. Yalnız olmadığımı anlamak iyi oldu...
devenin_bale_papucu dedi ki…
@Davudi, bu durum güvenle alakalı evet insanlara ne derece güvenmemizi bilmemiz bizi daha hazırlıklı yapar karşılaşabileceğimiz olumsuzluklara karşı...sevgiler saygılar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…